”Fransa Demografik Etütler Enstitüsünün (INED) raporu: ülkede her yıl yaklaşık 600 bin kadın cinsel saldırı ve şiddete uğruyor. ”

”Fransa’da geçen yıl 121, 2017’de ise 135 kadın aile içi şiddet sonucu hayatını kaybetti. Bu yıl ocak ayından bugüne 101 kadın aile içi şiddet kurbanı olmuştur.” (yerli-yabancı basın)

Bir kaç Avrupa ülkesi hariç gezegenimizin geri kalanında durum bu.. kadına şiddet, geçmişten bugüne değişmeyen tek ve acı gerçek!. yine kadına şiddet ile ilgili bir kaç yazımda bahsetmiştim; ‘femen örgütü’nün kuruluş gerekçelerinin en başında, Ukrayna’da hakim olan ata-erkil toplum düzenine ‘başkaldırı’ yatmaktadır, şeklinde.. amaca hizmet etmiş midir?. yani ‘ezilen kadın’ figürüne artı bir avantaj sağlamış mıdır?. elbette hayır..

..”memeler fora’ hareketi basın ve medya için, halkı gerçeklerden uzakta tutmaya yarayan araçtan -”araç haber’- başka bir şey değildir.. tıpkı iklim aktivisti diye piyasaya salınan ‘otistik çocuk’ Greta Thunberg gibi.. aslında tüm organizasyonun arkasındaki isim Luisa-Marie Neubauer‘dir. (Almanya vatandaşıdır) ‘Neubauer‘ in ”ONE Campaign” isimli organizasyonla bağlantısı ve bu organizasyonun ”Bill & Melinda Gates” vakfı ile iş-birliği, zaten ”Soros‘la olan bağlantıdan bahsetmeye gerek bırakmıyor.. aşağıdaki bağlantı, vakfın ONE Campaign ile ortak çalışma yürüttüğünün kabulü ile ilgilidir..

https://www.gatesfoundation.org/How-We-Work/Resources/Grantee-Profiles/Grantee-Profile-ONE (link kırılmıştır, kopyala-yapıştır yaparak detaylara ulaşabilirsiniz..)

aşağıdaki resimde kırmızı daire içine alınan kişi,
Luisa-Marie Neubauer ‘dir..


Jim Hoft, The Gateway Pundit
Aslında bu resim abd’deki muhafazakarlarla, küreselcilerin hesaplaşmasına ait.. açıklama aşağıda..



Bu resmi bilhassa seçtim; zira paylaşımı yapan Jim Hoft, The Gateway Pundit isimli haber sitesinin sahibidir. The Gateway Pundit isimli site, abd menşeli aşırı sağcı bir sitedir ve seçimlerde Trump‘ı desteklemiştir; dolayısı ile bu ve benzeri sağcı; ki buradaki sağcı ifadesi daha çok Hristiyan değerleri savunanlar manasına gelmektedir.. Yani bu resim kafaları karıştırsa da, gerçekte olan; yeni nesil muhafazakarlar (ibrahimi gelenek) ve küreselcilerin (liberal sol) çatışmasından ibaret bir kanıt niteliği taşımaktadır.. elbette bu resmi paylaşan düşünce ve benzerleri ile aynı kulvarda olmamız beklenemez.. ancak, kanıt ve arkasında yatan niyet doğrudur.. işin içinde Soros ve Gates varsa, insanlığın hayrına bir şey beklemek pek akıllıca olmaz..

..abd bir değişim sürecinden geçiyor; Türkiye’de olduğu gibi pek çok ülkede sermaye el değiştiriyor.. Trump ve dolayısı ile abd’nin ortaya koyduğu görüntü ile, Erdoğan ve Türkiye’nin ortaya koyduğu görüntü bir-birinden farklı değil..  tıpkı Trump’ın karşısında yer alan demokratlar; yani küreselciler ile.. Erdoğan’ın karşısına dikilmeye aday gösterilen İmamoğlu çizgisinin benzerliği gibi.. hiper-kapitalizmin aracı liberalizmin sağdan ve soldan destekçileri her yerde..

..dindarlara sağdan manevra yaparken, diğerlerine soldan-soldan geliyorlar.. ama bu ‘sol’, bildiğiniz ‘sol’ değil!.. kendilerini ‘büyük kalabalıklar’dan daha akıllı, daha bilinçli ve daha ötede gören ‘yarı aydın’, yani ‘sol liberal’ler; aslında sadece bizim değil, Yunanistan’daki Çipraş da dahil, tüm insanlığın ortak düşmanıdır!.

..oysa ‘sol’ ideoloji ile liberalizmin bir arada anılması, maddenin tabiatına düpe-düz aykırı, ters bir durumdur!. ve bu tuzağa düşenler ile, dinci faşist yapılanmaların temelde ‘araç’ olma bakımından bir birlerinden hiçbir farkı yoktur, karşı-karşıya duruyor gözükmelerine rağmen.. bu konuda kitaplar yazılabilir, yine de bazıları anlamamakta direnir..

Yunanistan’da Çipraş seçildiğinde de yazdık ve dedik ki; bu sol, o sol değil diye.. elbette bugün bile yine anlamakta zorluk çekenler vardır; ancak sol liberalizmin ne menem bir tehlike olduğunu anlamak.. anlatmak ya da.. hiç de kolay değil!.

..işte dün; baskıcı, gerici geleneğin içerisinde ezilen, horlanan, yok sayılan kadının, bugün sistemin içerisine alel-acele entegre edilmesi, çocuğundan ailesinden koparılması, geçim yükünün üzerine yıkılması ve liberal pazarın en büyük tüketicisi konumuna sokulması.. ve elbette yine benzeri vakıf ve ‘stk’larca (küresel liberalizm) allanıp pullanarak sırtının sıvazlanması.. evet, bugün sistemin yarattığı ‘güçlü kadın’ imgesi her yerde karşımıza çıkıyor ve hatta bazen, erkek egemen güçten daha acımasız ve daha kararlı!. ancak bu sayı, sistemin baskıladığı, üzerine yük boca ettiği ve çoğu zaman ‘kompleks sahibi erkeğe’ pazarladığı sayının yanında solda sıfır kalacak düzeyde..

Kadına ve çocuğa şiddetin ceza hukukunda ayrı bir yeri ve uygulaması olmalı.. ancak ‘idam’ seçeneği bunlardan biri değil.. dikkat ederseniz, ‘idam’ seçeneği; daha ziyade siyasetin, sadece bizde değil, zaman-zaman çoğu ülkede belli çözümsüzlükler yaşandığında ortaya attığı ve yine dikkat ederseniz, çoğu zaman amacı dışında kullanılan bir ceza yöntemidir!. tıpkı düne değin ‘af’fı savunan ve fakat bugün teklifini geri çekerek, ‘idam’ı talep eden ‘Bahçeli gibi.. şöyle de düşünebilirsiniz, bugün Türkiye’de ‘fetö’ davasından dolayı içeride bulunan, meslekten men edilen ve geri dönemeyen binlerce insan ve bunun yanında sermaye sahiplerinin, belli kişilerin damatlarının elini-kolunu sallayarak kaldıkları yerden devam etmeleri gibi!.

..hukuk işliyor, ya ‘adalet’!..

..sen, kadın katilleri için idamı savunurken, emin ol ‘idam’, Deniz Gezmiş‘lerin kaderi olur!.. çünkü sadece bizde değil, genel-geçer insan topluluklarına hakim olan egemen güç, kendi düşüncesinin karşıtı herkes için bu tercihi hiç düşünmeden kullanacaktır!. o ilmek er geç senin boğazına geçirilecektir!.

Tüm dünya devletleri hukukun üstünlüğünü tartışmasız kabul eder; ancak ‘adalet’ herkes için eşit işlemez!.. çünkü ‘hukuk’ sistemdir, adalet ise; sistemin işlemesine engeldir!.. dolayısı ile ikisi aynı değildir..

Evet eğitimli kesimde de kadına şiddet azımsanmayacak derecededir; ancak işin ‘vahşet’ boyutuna gelecek olursak, gerçek suçlu ‘cehalet’ ve o cehaletten beslenen sistemdir!. halk tabiri ile ‘racon kesmeyi’ erkekliğe dair halt sanan zavallıların eğitilmesi, topluma kazandırılması ancak ve ancak, eğitimle mümkündür.. hayatında bir kere bile resim yapmamış, bir kere bile bağlama çalmamış ya da eşliğinde bir türkü mırıldanmamış, sokak merdivenlerinde oturup, gitar eşliğinde ‘akdeniz akşamları’nı okumamış.. hepsi bir yana, karşı cinsle el-ele tutuşmamış.. neyse anladınız…

..ağaçtaki kediyi taciz ederek, köpeğine parçalatan çocuktan, uzay geometrisi alanında bir kuram geliştirmesini beklemiyorsunuz her halde..

..elbette bu arada, dünyada taciz ve istismar konularına olan hassasiyeti, kendi kişisel çıkarları ve haklılık beyanları adına kullanan pek çok ‘psikopat kadın’ olduğu gerçeğini de, bu arada not düşmüş olayım..

Aslında kadına ve çocuğa şiddet, taciz ve istismar ve de tecavüz başlı başına bir ‘insan hakları’ sorunudur ve cezası ağır olmalıdır.. sorunu, erkekleri tu kaka ilan eden cinsiyetçi ve sakat zihniyet sahipleri değil; insan öznesini öne alan ve cinsiyet ayrımcılığını tasfiye edenler çözebilir.. bu ‘evrim’in gereğidir!. çünkü erkeğin yarısı, zaten ‘dişi’dır!.

İnsanlığın gerçek düşmanı da ‘liberalizm‘dir!. hele ki insanın sol yanını felç eden ‘liberal sol‘, sonun başlangıcıdır!. karşısında yer alan ‘yeni nesil muhafazakar’lığı saymaya gerek duymuyorum; zira görgüsüzlüğün ve ‘dip cehalet’in yuvası orasıdır!. Liberalizmin, tam da bel kemiğidir!..

cem yağcıoğlu 08-12-2019

edebiyatgazetesi / kritik eşik