Avustralya’nın tarihine bakıldığında, insan türünün kolonizasyonundan itibaren yangınlarda büyük artış görülüyor. Onbinlerce yıldır Avustralya’nın yerel florası ve faunası buna karşılık evrimleşiyor. 2018’den itibaren küresel ısınma nedeniyle kuraklıklarda ve atmosferik sıcaklıklarda artış gözleniyor. Bunların çoğunda da ateş fırtınıları ile yayılmalar gerçekleşebiliyor. Avustralya tarihinde birçok kez sezonlar halinde yangınlar gözlendi ve gözlenmeye devam edecek. Evrimsel olarak baktığımızda gezegenimizde ekolojik açıdan doğal süreçlerden bir tanesidir.

Yangınlar sırasında fotoğraflanan bazı kareler.
Yangınlar sırasında fotoğraflanan bazı kareler.

2009 güneydoğu Avustralya ısı dalgaları hadisesi, 180 kişinin hayatını kaybettiği 2009 Kara Cumartesi yangını, 1 milyon büyükbaş hayvanın öldüğü 1851 Siyah Perşembe yangını, 2006 Aralık yangını ve hala devam eden 2019-20 yangını Avustralya tarihindeki en büyük yangınlardır. 1851’den bu yana yangınlarda 800 insanın öldüğü, onbinlerce binanın yandığı ve ve 1.6 milyar dolarlık zarara neden olduğu raporlanmıştır.

Yangının bir bölümünün uydu görüntüsü, Batemans Bay kasabası.
Yangının bir bölümünün uydu görüntüsü, Batemans Bay kasabası.

Bu yangınların çoğunun sebebi yıldırımlar, yüksek elektrik akımlarındaki sıçramalar, kasıtlı yangın çıkaran insanlar, kamp alanlarında bırakılan yanıcı maddeler, kontrolsüz kaynak ve bileme işlemleri, sigara ve kibrit parçalarıdır. Dolayısıyla ağaçların doğal seleksiyon sonucu yangınlara dirençli bazı mekanizmalar ile evrimleştiğini görüyoruz. Örneğin epikormik adı verilen yangından sonra yaprakların kaybolması ile birlikte kabuk altındaki meristemlerde büyüme olayının başlaması ile yeniden yapraklanma ve ağaç köklerindeki lignotuber denilen odunsu urlar sayesinde yangınlara karşı ağacın çökmesini engelleyen yapılar.

Yangınlara dayanıklık sağlamak için evrimleşen köklerdeki lignotuber görünümü.
Yangınlara dayanıklık sağlamak için evrimleşen köklerdeki lignotuber görünümü.

Bu mekanizmalar ile evrimleşen ağaçlar Eucalyptus, Corymbia, Angophora, Stockwellia, Allosyncarpia, Eucalyptopsis ve Arillastrum cinsleridir. Aynı şekilde bazı hayvanlar da yangınlarla birlikte evrimleştiği için karşılıklı seçilim gösterdiler. Örneğin Varanus cinsi kertenkeleler yangın bölgelerindeki ölüler ile beslenirler. Bazı kemirgenler sıcaklıktan uzaklaşmak için tüneller kazarlar. Bu da atalarımızın 66 milyon yıl önceki K/T Yok Oluşu’nda kullandığı yöntem ile benzerlik gösteriyor.

Siren seslerini taklit etmeye başlayan Avustralya saksağanı (Cracticus tibicen).On Demand News2019 Ağustos sonunda başlayan yangın ise Avustralya tarihinde yaşanan en katastrofik (ekolojik açıdan yıkıcı) yangın olduğu raporlandı. Bu olayda 480 milyon hayvanın öldüğü ve atmosfere 350 milyon ton karbondioksit salındığı hesaplandı. Karbon emisyonunun Avustralya’daki ağaçlar tarafından geri dönüşüme katıldığı biliniyor. Ancak Tazmanya Üniversitesi’nde yangın ekolojisi üzerine çalışan pirocoğrafya (pyrogeography) uzmanı Prof. Dr. David Bowman, bu sezon salınan karbondioksitin ağaçlar tarafından tamamen geri dönüştürülmesinin 100 yıldan fazla süreciğini öngörüyor.

Yangından kaçmaya çalışırken dikenli tellere takıldığı için yanan bir yavru kanguru ve alevler nedeniyle devrilen bir ağaçtan kurtarılan koala.
Yangından kaçmaya çalışırken dikenli tellere takıldığı için yanan bir yavru kanguru ve alevler nedeniyle devrilen bir ağaçtan kurtarılan koala.

Şimdiye kadar 6.3 milyon hektarın yandığı, 2500 yapının yıkıldığı, 6 kişinin kayıp olduğu ve 24 insanın hayatını kaybettiği söyleniyor. Artan kuraklık ile birlikte alevlerin daha çok yayılacağı söyleniyor. Sıcaklığın 48.9 dereceyi bulduğu bölgelerde hayatını kaybeden kükürt taçlı kakadu (Cacatua galerita) gibi kuşlar yerlerde ölü halde fotoğraflandı. Sürüler halinde göç eden kangurular ve çaylaklar görüntülendi.

Yavaş hareketleri nedeniyle koalalar, Avustralya yangınlarındaki en dezavantajı memelilerdir. 2009 Kara Cumartesi yangını sırasında itfaiyeci tarafından kurtarılan Sam adlı koalanın su içerkenki fotoğrafı. Sam, iki sene sonra bakım merkezinde hayatını kaybediyor.
Yavaş hareketleri nedeniyle koalalar, Avustralya yangınlarındaki en dezavantajı memelilerdir. 2009 Kara Cumartesi yangını sırasında itfaiyeci tarafından kurtarılan Sam adlı koalanın su içerkenki fotoğrafı. Sam, iki sene sonra bakım merkezinde hayatını kaybediyor.

Ekologlara göre yok olan yarım milyar hayvan arasında Avustralya’nın koala popülasyonunun 3’te 1’in de bulunuyor. Çünkü bu popülasyonların bulunduğu New South Wales eyaletinde de şiddetli yangınlar mevcut. Zaten koala popülasyonunun 15.000 ila 28.000 arasında olduğu düşünülüyor. Bunlardan yaklaşık 8000’inin yok olduğu hesaplanmış durumda. Böyle giderse 2050’ye kadar nesillerinin tükeneceği hesaplanıyor. Koalalara yardım etmek için WWF’nin bağış kampanyasına buradan katkı sağlayabilirsiniz. Kanguruların yangınlardan kaçan görüntüleri sosyal medyada insanların yüreğini burktu.Heartbreaking footage of kangaroos fleeing has been captured in Monaro, NSW, as bushfires close in.

Embedded video

Evrimsel olarak baktığımızda gezegende artan küresel ısınmanın etkisi ile Avustralya’da devam eden yangınlar sonucunda ortama uyum sağlayabilenler hayatta kalacak, diğerleri ise elenecektir. Hal böyle olunca insanların bu uyum sağlayan türler arasında olup olmayacağı muallaktır. Ancak net olan bir şey var ki, o da Avustralya’da yaşayan canlıların tekrar geri gelmeyeceğidir. Eğer hayatta kalırsak, belki de yüzyıllar sonra koalalar ve kangurular da nesli tükenen dodo kuşları gibi resimlerden ibaret olacaktır. Avustralya’nın diğer yardım ve sağlık kuruluşlarına buradan bağış sağlayabilirsiniz.

Patrick Boyle isimli gönüllünün kurtardığı 7 koaladan biri ve diğer gönüllüler tarafından kurtarılan koalalar.
Patrick Boyle isimli gönüllünün kurtardığı 7 koaladan biri ve diğer gönüllüler tarafından kurtarılan koalalar.

Gezegenimiz değişmeye devam edecektir, Güneş Sistemi’ndeki hareketi milyarlarca yıl daha devamlı olacaktır. Peki ya biz olacak mıyız? Madem bu değişimi görebiliyoruz ve farkındayız, söz konusu yüksek bilişsel fonksiyonlarımızı kendi türümüz ve etrafımızdaki türlerin geleceğine yönelik kullanamaz mıyız? Karl Marx’ın dediği gibi, “Gezegeni anlamak yetmez, onu değiştirmek gerekir.” Evet, insanlar Dünya’nın umrunda değildir. Ancak Dünya insanların umrunda olmak zorundadır. Zira henüz başka evimiz bulunmuyor…

Pedram Türkoğlu / EVRİM AĞACI

KRİTİK EŞİK