..’cehalet’e bir kere kapıyı açarsanız, o kapıyı bir daha onun yüzüne kapatamazsınız!. içeri karanlık sızar.. zifir kaplar her yanı, küf kaplar, uygunsuz bir ‘ahlak’ anlayışı ‘milyon yıllık evrim’in içine eder!. kılıksız, şekilsiz ve dahi ‘şerefsiz’! adamlar sarar ortalığı..

..iyilikten, güzellikten, cennetten bahseder leş kokan nefesiyle; bir gram bilgi kırıntısı olmayan beyniyle ‘nasihat’ verir.. ‘günah’ der, ‘haram’ der.. ‘lanet’ der, ‘ceza’ der..

..gezegen bilmez.. yıldız bilmez.. DNA bilmez.. RNA bilmez..

.. bir ‘rahip’e sorun.. gidin bir ‘imam’a.. ya da gidin bir ‘haham’a sorun bakalım; ” mitokondriyal DNA nedir?.” diye, bilmez!. (bilen çıkarsa ‘deist’tir, açık etmez..)

..’proton’ dersin!. ‘elektron’ dersin bakar öylesine!. ‘M’ teorisi dersin, bakar!.

..ay geceye değer, ortalık sallanır..

..çaresizliğin ve açlığın feryatları yükselir bir yandan.. diğer yandan ‘geber’ sesleri..

Afrika’ya daldılar ellerinde kitaplarıyla, ne elmas bıraktılar, ne altın!. Amerika’yı yağmaladılar ‘tabiatın çocuklarını’ katlettiler.. ‘evanjelizm’..

Skolastik düşünce* etrafına doluşmuş ‘büyük kalabalıklar’.. ve ne desen, ne anlatsan boş, bir angarya!.. ve artık yanlarında ‘tüccar bilim’ ve insanları!.

.. geçmişin laneti ‘cehalet’ ve devamlılığı.. şimdi daha kalabalıklar ve daha güçlü!. kardeşi ”eğitilmiş cehalet” ile, koca bir insan medeniyetini yok etme peşinde.. ‘skolastik düşünce’nin ‘orta-çağ’da kaldığını düşünüyorsanız, büyük bir yanılgı içindesiniz!.

Cehalet çeşitli şekillerde gelir; bazen, yobaz bir dinci havasında.. bazen takım elbiseli, gözlüklü, ‘entelektüel’ ‘bilim insanı’ kisvesi altında.. bazen başını örter.. bazen seksi bir sarışın edasında.. işte ‘doğu’dan batıya bakıldığında bizdeki ‘yarı aydın’ın aldandığı detay buradadır!. sıkı bir ‘katoliği’ diğerinden.. yani ‘modern insan’ diye kendisi ile özdeşleştirdiğinden ayıramaz!. o da ‘şekilsel’ bakar olaya..

..oysa bir oda dolusu ‘İsa heykeli’ karşılar sizi, buradan bakınca göremediğiniz odasında.. Meryem analar.. vesaire..

..işte ‘yanılgı’ burada başlar!. ve devam eder.. ediyor da..

..’şekil’, özü görmenizi kısıtlar.. ‘hayranlık’,, ya da ‘hayran olma hali’ kişinin kendi eksikliğinden kaynaklanır; bu yüzden ‘fenomen’ denen bir sosyal medya çılgınlığı had safhaya ulaşmıştır.. ‘özenmek’.. ya da ‘özenti’den gelir; ki bu da, kişi kabul etmese de, kendi ile ilgili sorunların varlığı ile ilgilidir.. işte bu durumun toplumsal boyutta bir yansıması olan; kişinin ait olduğu toplumdan.. ya da aileden duyduğu ‘tiksinti’, sonuçları ile.. bugün tüm dünya halklarının yaşadığı, kendi ‘millet’inden ‘utanma’.. ya da ‘utanç duyma’ halini açıklar..

..bu uzun yıllardır üzerinde çalışılan bir ‘psikolojik harp’ tekniğidir.. ve sandığınızın aksine, en çok abd halkına uygulanır!..

..oysa ‘insan’ yaşadığı coğrafya ve geliştirdiği kültür ile diğerlerinden farklı özellikler gösterse de.. ‘kaos’ ve ‘panik’ durumlarında benzer davranışları sergiler..

..tıpkı, 10-04-2020 gece 12’ye iki saat kala alınan sokağa çıkma yasağında olduğu gibi, Türkiye ölçeğinde.. bu ve benzeri durumlarda yaşanan manzaraları, yine yukarıda tarif ettiğimiz insan tipi, ‘utanç duyma’ psikolojisi ile yadırgasa da.. elbette burada ‘utanç duyma’ derken, kendilerini diğerlerinden ayrı ve üstün tutma halinden de; ayrıca bahsedebiliriz, ancak konumuz değil..

..işte bu durum sadece Türk insanına ve onun davranışlarına ‘mal edilecek’ kadar sığ bir değerlendirme konusu değildir.. siz elbette bu açıdan bakabilirsiniz; ancak doğrusu, ‘evrensel cehalet’ olgusu ile ilgilidir!. sadece orta-çağ Hıristiyanlığına ithafen tartışılan ve orta-çağda gömülü olduğu sanılan ‘skolastik düşünce’nin tüm dinler boyutu ile yine ve yeniden ele alınması gerektiğinin açıkça bir kanıtıdır!.

..’cehalet’; ısrarla ve ele geçirdiği yeni argüman ve cephelerle sınır tanımaz ilerleyişine devam etmekte.. Trump, Johnson, Erdoğan.. ya da İtalyan ‘Conte’.. ya da Fransız ‘Philippe’.. ya da bi üstü ‘Macron.. özleri ve iktidarlara geliş biçimleri ve o geliş biçimlerinde yer alan ‘istismar’ hiç değişmez!.

..halkların bu ‘istismar’a açık olan tercihleri de, tarih boyunca değişmemiştir..

..bu yazı tarihi itibari ile dün gece yaşanan ‘market istilaları’nın benzerlerini yakın zamanda abd’de de görmüş olduğunuzu unutmayın!. ve ne kadar enteresan değil mi; iki saat kala ‘sokağa çıkma yasağı’ kararı alıyorsunuz!. ve bunu yirmi milyona yakın insanın yaşadığı ve dünyanın en büyük şehirlerinden biri olan İstanbul’un ‘başkan’ına (belediye başkanı) bildirmiyorsunuz!. çok yaratıcı bir düşünce doğrusu!..

..bu da halka ‘kapak’ olsun!.. emin olun bu kapağı çevirip, suyunu içecek ve ‘ne var bunda’ diyecek o denli bir ‘kalabalık’ var ki.. ama bunlardan her yerde var.. sekiz milyardan, yedi milyarı böyle.. yapacak bir şey yok!.

..bilinç aktarımından başka.. onun için okumak.. okumak.. okumak önceliğimiz olmalı.. daha öncelik ise, okuduğunu anlamak olmalı!..

..cehalet, kalabalıktır.. tek başına gelmez!. yaratılan korku ile büyür, hamasetle beslenir.. işaretlerle anlaşır, çıkarcıdır!. algıları zayıf, kulakları sağır, gözleri kördür; yüzlerce kere aldanır, yine de uslanmaz!.

..daha da tehlikelisi, ‘eğitilmiş cehalet’tir!. iflah olmaz!..

.. biz de durmayacağız..

cem yağcıoğlu 11-04-2020

edebiyatgazetesi / kritik eşik

*Skolastik düşünce:
Orta Çağ döneminde kilisenin hem siyaset hem de toplum üzerindeki gücünü temsil eden, aklın ve bilimin saf dışı bırakılmasına verilen dönem ismidir. (bu tanım elbette ansiklopedik tanım ve geçmişte kalmıştır; oysa günümüz ölçeğinde çok yönlü ve ‘bağımsız’ yazar ve bilim adamlarınca yeniden tanımlanmalı ve devam eden süreç ortaya çıkarılmalıdır..)

dogmatik düşünce güç kazanarak ilerliyor; hem de ‘şüphe’den arındırılmış ‘bilim’i alarak!. asıl tehlike de buradadır!..