Yaratılan orta-üst tabaka şüphe etmez.. kaderine terk-edilen alt tabaka olan biteni anlayamaz.. ve sistem bu çarpışma üzerinden ilerler..
Bu inanan ya da inanmayan mevzu değildir!.. sistem bu detaya girmez!. Tehlike altında olan!..


GEZEGENDİR!.. hedef Orta-Doğu değil, GEZEGENDİR..
İklimler.. yiyecekler.. atmosfer.. kaynaklar.. dünya bir şeye hazırlanıyor ve bu İNSAN için değil..


Şüphe, aklın derinliklerinde yatan gerçeğin çığlığıdır..
Lütfen şüphe edin.. ve çocuklarınıza bu şüpheyi aktarın.. (2015 edebiyatgazetesi / cem yağcıoğlu )


..ve günümüz..


..artık ‘şüphe’ etmek, ‘şüphe’ duymak, ‘otoriteye’ başkaldırı!. ”ya bu işte bir gariplik yok mu?” demek, zır-cehalet!.


..’şüphe’den arındırılmış ‘bilim’!. olsa olsa ‘totaliter’ rejimlerin işine yarar.. ‘inanç’ sistemlerinde ‘şüphe’ye yer yoktur, cezası ‘aforoz’ edilmektir.. ismi, cismi ne olursa olsun, durum budur!. Hindistan’da da budur.. Vatikan’da da.. Kudüs’te de.. Mekke-Medine’de de!..


..peki bugün bize yaşatılan; ‘sağlık’ mı!. ‘özgürlük’ mü!. seçkisinin taşıdığı anlam nedir?. bu elbette her yazıda açıklama gereği duyduğumuz, ‘cehalet’in ”bize bir şey olmaz” ‘motto’suyla açıklanabilir bir durum değil.. her ne kadar bağlantıyı o şekilde kurarak, insanların ‘gerçek’le olan bağını, bu absürt temel üzerinden koparsalar da..


..düne değin ‘terör’ü güvenlik endişesinin tetikleyicisi olarak kullananların.. bugün aynı yöntemi ‘sağlık’ endişesi üzerinden kurgulamadıklarını kim söyleyebilir..


Bugün yaşadıklarımız, ‘‘ölümü gösterip, sıtmaya razı etme” atasözü demiyorum.. bu söz, üzerine ciltlerce kitap yazılacak bir ‘KURAM’ dır!. ve bugün uygulamaya geçmiştir!.


..bugün bize.. yani insanlığa diyorlar ki; ya bizim koyduğumuz kurallarla yaşayacaksınız!. ‘elleme’, ‘dokunma’.. yarın; ‘öpme’, ‘sevişme’.. daha sonrası; belirlenen lokasyondan dışarı çıkma.. ‘çalış’.. ‘çalış’.. ‘çalış’..
..derdin ‘özgürlük mü’.. başka kapıya.. (cinsiyetsiz insana doğru)


Benim anladığım ‘YERALTI’!.


..gelecekte ‘insan’ gibi ‘sevişmek’.. ‘insan’ gibi ‘öpüşmek’.. ‘insan’ gibi, oturup iki lafın belini kırmak için.. yeryüzünde yer kalmayacağı.. bırakmayacakları açık!.


..’karanlık bir şey’ bu.. kimileri ‘şeytan’ diyor.. imgesel bir tanım bu, ne anladığınıza.. nasıl anladığınıza bağlı.. benim gibi düşünenler de, ‘karanlık düşünce’ diyor.. diyoruz ya da..


Korku imparatorluğu kuruluyor, genel çoğunluk, eğitimli-eğitimsiz farkında değil!. ve insanı en zayıf olduğu yerden vuruyorlar; ‘ölüm’ korkusu; yani insan, var-olduğu günden bu yana çözemediği ‘bilinmezlik’ ile sınanıyor!. ‘sağlık’ ise, aracı olarak kullanılıyor..

..insan ölümden sonraki hayat için ne ‘komiklik’ler yapmadı ki.. yanına su testisi alanlar mı!. huri-nuri hayalleri ile yanıp tutuşanlar mı!. neler, neler..

..en korktuğu şey ‘yok olmak’.. oysa doğduğu saniyenin bir saniye öncesinde milyarlarca yıldır yoktu.. ne gibi bir eksikliğini hissetti.. anlamadım.. neyse başka bir konuya sapmayalım..


..yüksek çoğunluk (büyük kalabalıklar) ‘ölüm korkusu’ ile her şeyini satar!.
..alıcılar bunu çok iyi biliyor!. bu ‘hırs’, bana ‘insani bir hırs’ gibi gelmiyor!.
..’özgürlük’ mü dediniz.. açın bakın tarihe.. her zaman küçük bir azınlığın derdi olmuştur!. ne zaman ki sonuca gidileceği kesinleşmiştir.. işte o zaman ‘büyük kalabalıklar’ işin içine dahil olmuştur!.


..kalabalıklar ‘alpha’nın peşinden gider!. ‘omega’lar hariç..


..bu elbette bazılarına çok ‘mitsel’ bir anlatım gibi gelebilir.. ama gerçek olan budur!.


..son kez bir daha tekrarlıyorum..

Şüphe, aklın derinliklerinde yatan gerçeğin çığlığıdır..
Lütfen şüphe edin.. ve çocuklarınıza bu şüpheyi aktarın..

cem yağcıoğlu 13-04-2020

edebiyatgazetesi / kritik eşik