Bu hikayeyi anlamak ne denli zor ise, yazmak; daha doğrusu anlaşılır bir biçimde yazmak da o kadar zor.. doğduğu ilk andan itibaren her şekilde kategorize olan insanın (ırk-din-millet-gelenek-tarihi perspektif doğruları, ya da yanılgıları-vesaire) ve bir de yeni düzen düşüncesi ‘cinsiyetsiz’lik üzerine kurgulanmaya çalışılan; aslında tersinden çok fazla ‘cinsiyetçilik’ anlayışı.. ya da kategorik ayrımların kaldırılacağı ‘yanılgısı’ üzerinden, daha da kategorize edilen beyinler..

..ve ‘error’ veren ‘modern insan’ kimliği..

..bu ‘kimlik’, bugün için her türlü ‘toplum mühendisliği’ operasyonlarına olabildiğince açık.. ve bu denli açık olmasına rağmen; diğerlerinin algı operasyonuna uğradığını savunan -sanan- gruptur.. bunlar için sistemin aleyhine işleyen her türlü mekanizma, düşünce, -kuram-, tamamen bir ‘komplo teorisi’nden ibarettir!.

..”ol” dedi ”olduk” düşüncesine sahip bir kişiye, nasıl ki ‘evrim’i ve teorisini açıklayamaz ve anlatamazsanız.. işte kendilerini toplumun genel çoğunluğundan ayrı gören (buradaki ayrı görme fiili ‘üstün’ anlamını taşır, ancak gizlenir) karşıdaki ‘seküler grup’a da; küreselcilerin, sanıldığı üzere ‘insanlığın hizmetinde’ olmadıklarını anlatmak o denli zordur.. (seküler -ya da laik- sisteme bağlı olanların dini inancı yok sanılmasın, karşılığı bu değildir.. tek farkları, toplumsal hayatta inanç öğretilerinin katı kurallarını benimsemeyenler diyebiliriz.. ateist, deist, panteist, agnostik gibi kavramlar bu kategoride yer alsalar da, fazlaca ilgili değildirler..)

..mesela bu çatışma, düşünce temelli beni fazlaca ilgilendirmez; ancak bugün on yaşında olan ‘kızım için’, ”İstanbul Sözleşmesi” diye dayatılan paçavranın (bunu bir muhafazakar değil ”üst ateist” olarak, ‘ben’ söylüyorum.. ‘üst ateist açıklaması yazının sonundaki notta) yukarıdan devamla ..paçavranın ‘küresel çete’nin ‘doğa’ya ve ‘evrim’e karşı; ama ‘eğitilmiş cehalet’in yine ‘eğitilmiş halleri’ üzerinden ‘cinsiyetsiz insana doğru’ bir yaklaşımıdır.. daha da doğrusu ‘insanlığa kurulan ‘tezgah’tır!. kızım ve geleceği için bu ‘sözleşmeye’ karşıyım!. ‘dişi’ için karşıyım.. ‘erkek’ için karşıyım.. insanlık için karşıyım..

..erkek ve dişi, birileri için tanrının mucizesi olabilir ve bundan dolayı karşı durabilirler (muhafazakarlar).. eyvallah.. ama biz de, ‘doğa’nın bir mucizesi olan bu ‘ikili’nin yok olmasına en az onlar kadar karşı durmalıyız.. evet, erkek egemen topluma hayır!. ancak buradan hareketle; insanoğlu.. ve de kızı, çekilmekte olduğu tuzağın farkına varmalı.. ve birlikte mücadele etmelidir!.

..’aile’ birilerinin sandığı veya bilhassa öyle sanılması için uğraştığı şekli ile sadece ‘muhafazakar’ kitlenin savunacağı bir kavram değildir!. ‘aile’, doğanın.. dolayısı ile ‘evrim’in, korunması gereken en büyük getirilerinden biridir!.

..bugün kendi okuyucu kitlemde çoğunluğu oluşturan ‘kadın okur’ ve yine yurtdışı kaynaklı okur ve dostlarımdan edindiğim ve yine sayıca kadınların oluşturduğu ‘karşı çıkış’ ve farkındalık.. yine biz ‘erkek’lerden fazladır.. bu da doğru iz peşinde olduğumuzun sağlaması olsa gerek.. daha önceki pek çok yazımda da bahsettiğim üzere, bulunduğumuz çağ itibariyle ve geleceğe doğru ilerlerken; artık erkek gücüne gerek kalmamıştır.. (avlanma-tarım vesaire..) ..’erkek egemen toplum’ anlayışı birileri istese de, istemese de zaten ömrünü tamamlamıştır; işte şifre burada yatmakta.. ama buna ‘doğa’ karar verecek, ‘yapay seçilim tanrıları’ değil..

..muhafazakarların küreselcilere ‘aşırı karşı çıkışı’nın temeli bu düşüncede yatmakta, -erkek egemen toplumunun yok oluşu- (derinlerde bir yerde).. ancak kendilerini yine ‘modern insan’, ‘çağdaş insan’.. ya da ‘dünya insanı’ diye tarif edenlerin, etiketleyenlerin gönüllü ve ‘bilinç-dışı’ kabulüne rağmen.. aklı başında ‘modern insan’, ‘çağdaş insan’ ‘dünya insanı’ da; yine muhafazakarların karşı çıkış noktasına katılmasalar da, küreselcilerin ‘insan nesli’ne düzenledikleri komploya karşı durmaktadır.. yine bunların içinde her meslekten insan; avukat, doktor, mühendis, öğretmen, iş-adamı, vesaire mevcuttur..

..önemli olan kategorik temelli ayrışmaları bir kenara bırakarak, ‘mücadele eksenli’ bir araya gelmektir.. daha da önemlisi, ”ne yapmalıyız” sorusundan ziyade, ”ne yapmamalıyız” sorusuna cevap aramak olmalı.. çözümü başkalarından beklemek yerine, benzer düşünce sahipleri ile nasıl bir araya gelinir, neler yapılabilir hakkında çalışmalar gibi.. hepsinden daha önemlisi ise; ‘ilk hareketi’ başkalarından beklemek yerine…

..bugün ‘küreselci sermaye’ ve küreselci sistem elemanları, ki söylemiştik her meslekten.. daha ziyade ‘eğitimli kesim’den, daha da doğrusu ‘eğitilmiş kesim’den taraftar bulmakta ve bu güruh; her türlü absürt buluş, icat ve düşünce temelli yaklaşımlara, ‘ilerleme’ adı altında onay vermektedir..

İşte son elli yıl içerisinde tüm ülkelerde ‘sözde’ eğitim seferberliği ile (her üç binadan biri üniversite-sertifikalar- diplomalar- doçentler, prof.. vesaireler..) algıda seçicilik; ‘eğitim’ adı altında dayatılmış olup, eliminasyonundan geçirilen -daha doğrusu geçen- ‘büyük kalabalıklar’ şu an dünyanın her yerinde, bilmeden de olsa, küresel sistemin savunuculuğunu.. ve hatta ‘toplum polisliği’ yapmaktadır.. bunların büyük çoğunluğu; öğretmen, doktor, avukat, mühendis vesaire, ve kendi içlerindeki en büyük çoğunluk ise, emekli olanları.. (yani şu an ‘gizli hedef’te olan yaş grubu.. ve muhtemelen yarın için değersizleştirilen yaşam sınırı mensupları)

..bugün tüm dünya ülkelerinde ‘hes kodu’ ve benzeri çalışmaların temeli aslında; yine Türkiye üzerinden açıklamak gerekirse, ‘kimlik no’ ile başlamıştır.. öncesinde, ‘kişi’ olma statüsünden, ‘birey’ olma durumuna geçişte ‘isim’ yerine numaralandırma herkese çok mantıklı ve gerekli gelmişti, daha ziyade gerekli olduğuna inandırılmıştı kalabalıklar.. evet her hikayenin bir başlangıcı vardır; ‘hes kodu’ ve benzeri uygulamalar da gelecekte ‘birey’ olma sıfatından dahi ekarte edilecek olan insanın, sistemce tanımlanacağı şekli ile, birer ‘numaradan’ ibaret olacağı gibi..

..buradan hareketle; numaraların birer ‘anne-‘baba’ya ihtiyacı olmayacağı kesin!. işte ‘aile’ kavramının gözden düşürülmesi, yakın bir gelecekte, ‘eski-ilkel toplum kurumu’ diye lanse edilecek olması gibi.. çok ‘derin bilgi’ sahibi olmanıza gerek yok; bugün ‘küreselciler’in.. daha doğrusu teorisyenlerinin ‘ayak izlerini’ geçmişten bugüne takip edebilirseniz; ‘ilerleme’ adı altında insanlığa sunulanların, ‘doğa’ ve ‘doğal yaşam’ ile uyumlu olmadığını görebilirsiniz.. ancak kendisini daha şimdiden ‘küresel insan’ diye tanımlayanların (bunlar daha ziyade, metropol kadın ve erkeği, ‘yaşam kalitesi’ düşkünleri)-(ki yaşam kalitesi ile radyasyonlu bir yaşamın ne bağlantısı olabilir-in- açıklamasını dahi yapamazken..)

..onlar için ‘hızlı internet, hızlı haberleşme ‘her şey’!. gerisinin bir önemi yok!. her fırsatta ‘selfi’ çeken ve paylaşan ‘büyük kalabalık’ların bu konularda fikir sahip olması.. ya da eleştirel yaklaşması mümkün mü!. elbette ‘oportünistler’ hariç; ‘kadın hakları’, hayvan hakları’ toplum vicdanını ‘on ikiden’ vuran durumlarda en önde onları görürsünüz.. bilgili ya da ilgili olduklarını düşünmeyin.. bunlar genelde tanınmış ve sanatçı kisvesi altında tipi-tiplerden çıkar, dünyanın her yeri ve ülkesinde durum aynıdır!. Angelina Jolie iyi bir örnek olabilir, tam bir küresel insan tiplemesine rol model!. ilgisiz, kayıtsız; ama çok ilgili ve kayıtlı gibi bir durum!.

..dikkat ederseniz ‘salgın’ dayatmasının başlangıcında yer alan 5G-6G mevzuları zaman içerisinde -elbette küresel çetenin engellemeleri ile- unutuldu ve gözden düşürüldü. ..oysa radyo dalgaları ile arı ve diğer pek çok böcek türünün etkilendiğini, kuşların göç yollarında sorunlar oluşmaya başladığını gören kabul eden, ‘modern insan’!. tüm bunların insan bedeni üzerindeki etkilerini neden görmez-göremez.. ya da kabul etmez!. ayrıca düşünülmeli..

..çünkü onun asıl derdi, bağlantısı kesilmeden yüksek hızda ‘oyun oynamak’!. ya da telefonunu havaya kaldırıp, arkasını dönerek, ”bu da benim kıçım” demesi.. ancak bunların çoğu ‘haklar’ konusunda (kadın hakları, insan hakları, göçmen hakları vesaire) çok duyarlıdır.. (oportünizm demiştik; bu tür paylaşımlar onların aslında oyun oynamayan, selfi çekmeyen, diğer gereksiz alışkanlıkları olmayan ‘duyarlı insan’ modeli yapmakta) bir zamanlar yarışmalarda her birincinin, ‘balinaların kurtarılması’ üzerine nutuk atmaları gibi.. -‘mezgit’in suçu, küçük ebat olması gibi-)

..5G’nin yerini alacak olan 6G’nin diğerinden 100 kat daha hızlı olacağı; ” ”6G teknolojisinin planlanması, danışmanlığı ve önemli meselelerde öneriler getirmekle sorumlu olan ekip, 6G’nin kullanıcılarına 5G’den yaklaşık 100 kat daha hızlı internet sunacağı görüşünde.” (yabancı basın)

..iklim değişiklikleri düşüncesinin yine bu durumla ilgili olduğu gerçeğini ana akım medya, ya da diğer ana akım STK’lardan duyamazsınız.. maalesef, sendikalar, çoğu dernek ve benzeri kuruluşlar, meslek örgütleri hemen-hemen tüm ‘sivil oluşumlar’ yine küreselcilerin egemenliği altındadır.. (çoğu iktidar ve çoğu muhalefet partileri, tüm ülkelerde) ‘modern hayat’, ‘bilimsel bakış’.. ve daha da acınası, ‘bilimsel sosyalizm’ diye ucube yaklaşımlarla günümüz insanı dipsiz bir çukurun içine çekilmek isteniyor.. ve daha vahim olan ise, korkutularak, tehdit edilerek, özgürlüklerinden vazgeçerek.. bir tık ilerisi ise,

..’ikna olmak’, ‘gönüllü teslim’ olmak..

..oksijenle hayat bulan insanın, oksijenle bağı, ‘ölüm korkusu’ ile kesiliyor.. bu bir ‘ironi’ değil de nedir!.

..oksijen yerine karbondioksit solunmasını ‘bilim’ diye yutturuyorlar!. ve ‘büyük kalabalıklar’ bu ‘ölümcül komplo’ya inanırken, ‘gerçek’leri ‘komplo teorisi’ diye yadırgıyor.. (bazı internet siteleri ve video kanallarında dolaşan zırvalardan bahsetmiyorum..)

..çok enteresan bir ‘gezegene’ denk gelmiş olmamız.. çok enteresan!. bunca boş gezegen varken!. çocukluğumdan beri buna yanarım..

cem yağcıoğlu 04-10-2020

edebiyatgazetesi / kritik eşik

not: üst ateist nedir:

..benim uydurmamdır.. yani içinde ‘teizm’ geçtiği için, ateizmin de fazlaca ciddiye alınır bir yanı yoktur; çünkü olmayanın reddi, tersinden okunduğunda kabulüne yol açar.. bu çelişkiyi belirtmek için kullandım.. küreselci çete tersten bir yol izliyor olabilir; elbette muhafazakarların bundan haberi de olmayabilir.. belirtmemdeki amaç, inanç sistemleri ile ilişki içinde olmadığımla ilgili, üst ibaresini kullanmam ise.. hiç bir ‘mucize’nin beni ikna etmeyeceği ile ilgili; bu elbette ‘metafizik’i reddettiğim anlamına gelmemeli, sonra bir araya geldik mi konuşuruz.. aslında ‘meta-fizik’ denilen şey, henüz çok geri olan insan medeniyetinin (çok ileri olduğunu düşünse de) tespit edemediği yasalarla ilgilidir.. sanırım ‘kuantum fiziği’ ile henüz yolun çok başında olduğunu anlayacaktır!. Henüz ‘virüs’ün tarifi konusunda bile, fikir birliği yokken… )