Aşağıda bahsi geçen ölümlerin 13/9’unun huzurevi sakinlerinden olması bazıları için çok bir şey ifade etmese de.. (Yazının sonunda ek olarak sunulmuştur) Benim / bizim en başından bu yana ifade etmeye çalıştığımız ‘öjenik’ konusu ile çokça bağlantılıdır..


Darwin kaynaklı olmayan ‘öjenik’ kavramı (sosyal Darwinizm) Herbert Spencer tarafından geliştirilmiş ve beslenmiştir; oysa güçlü olanın hayatta kaldığı gerçeğine en başta karşı çıkan Darwin’in ta kendisi idi.. ısrarla güçlü olanın değil, uyum sağlayanın hayatta kaldığı gerçeği çarpıtılarak sosyolojik anlamda felaketlere yol açan akımlar Avrupa ve abd’de beslenmiş ve halen de yaygın biçimde kullanılmaktadır.. Bugün insanlığa hizmet ettiği ”sanılan” pek çok vakıf ve kurum hem tarım ve hayvancılık alanında.. hem de siyasi ve ekonomik sistemler anlamında sosyal darwinizm’i kullanmaktadır.. (gdo-gmo / liberalizm- kapitalizm)

..ki dediğimiz gibi Darwin’in ısrarla karşı çıkmış olmasına rağmen..


WHO (dünya sağlık örgütü) bu anlamda devletler üstü bir küresel güç olduğunu, son otuz yıllık ‘salgın’ senaryoları ile kanıtlamıştır..

Belli yaş üzerindeki insanların, toplumsal bağlarının koparılması, yalnızlığa, hareketsizliğe, oksijensiz bir hayata mahkum edilmesi.. insan haklarına aykırı olarak (tüm dünyada) toplu taşıma, bir arada bulunma, yardım alma, yardım isteme, yakınlarından mahrum bırakılma (çaresizliğe terkedilme) vesaire pek çok hukuk-dışı uygulama ile hayattan ‘tecrit’ edilmeleri..
Salgın kaynaklı zorunlu dönüşümlerin üzerinde titizlikle durulurken; en basit şekli ile diğer şikayetleri olan insanların (polikliniklerin zorunluluk dışında hizmet vermemesi gibi..) son ana değin tedavi altına alınmamaları..


..ve artık yaşayan tüm insanların, küçükten-büyüğe hemen herkesin, psikolojik sorunlara yol açan şikayetlerle, bir birlerine dert yanmaları.. kendilerini çaresiz hissetmeleri ve gelecekle ilgili kaygıların kronik hal alması…


..ve gelecekte yaşanması kaçınılmaz siyasi ve ekonomik çöküntülerden kaynaklanacak olan ‘yaratılmış kaos’ ile, yeni bir ‘düzen’ kurulması..

..sistematik, tamamen bu temel üzerinden işlemekte.. eğitilmiş cehalet, en ön safta; sistemin askeri ve polisi görevini üstlenmekte..


..bildiğiniz sıradan cehalet ise.. enteresandır, bu kez doğru tarafta!. her ne kadar karşı çıkış argümanları ‘yaratılış’ efsanesi ile bağlantılı olsa da.. biraz daha derine indiğinizde ‘panteist’ anlamda (doğacılık) ‘doğru bir görüş’ ortaya çıkmakta..


Doğaya ait bir varlık olan insan, henüz doğanın yasalarını terse çevirecek bir güce sahip değildir.. muhtemelen hiçbir zaman da olmayacaktır..

..’tanrı’ fikrine uzak duruyor olmamız (benimle ilgili) her bir haltı yiyebileceğimiz manada bir öz-güvene sahip olduğumuz anlamına gelmez!.


..ta ki yeni bir yok-oluş.. ve diğer bir ‘var’ oluşa değin.. bu kavramlar muhtemelen sınırlı algı kapasitemizin bize yaşattığı bir yanılsama..

..hele ki, ‘kuantum fiziği’nin (mikro-evren/ cosmos) açıklanamayan.. ya da açıklandığı kadarının ötesinde, daha da karmaşık yapıların ‘makro evren / cosmos’ ölçeğinde de yer aldığının; yine uzmanlarca daha da açıklanamaz bir hal aldığı gerçeği üzerinden gidecek olursak.. sahip olduğumuz sözde ‘bilgi medeniyetin’nin düzeyi, henüz ölçülebilecek seviyede bile değilken..


..insanoğlu.. ya da kızının ‘acayip ilerledik’ -amiyane tabirle- triplerine girmesi, bana hep komik gelmiştir.. elbette buradan bir ‘tanrı’ inancına ulaşmak mümkündür; ki dini felsefe ve inanışlar insanın acizliği merkeze alınarak hayat bulmuştur.. ancak benim dediğim o değil..


Benimki tanrı.. ya da şeytandan bağımsız bir anlayıştır; hani bazen, ki ben çok karşılaşırım; tanrıya inanmıyorsan, ‘şeytan’ tarafında konumlandırılırsın ya.. onun gibi..


..oysa tanrının olmadığı yerde ‘şeytan’ın işi ne!. inanacak olsam, ‘tanrı’ dururken, yaratılan olarak bahsedilen şeytana mı inanırım..


..ancak ben bu yaşantımda -bana göre- şeytan imgesinin temsili olan ‘küresel düşünce’nin karşısında, tanrı fikrine yakın hissedenlerin yanındayım.. hayatım boyunca onlardan çekmiş olsam da..


..kendi ”küçük” dünyamda mücadelem hep devam edecek!. belki bugün attığımız küçük bir adım.. kurduğumuz minik bir cümle.. dokunduğumuz ‘uzak hayatlar’ ve onlardan geleceğe kalacak olanlarla..

..iyi insanlarla (inanan-inanmayan) hep birlikte.. iyi olmaya çalışacağız; hayat bizi ne kadar kötü yapmaya çalışsa da..
Şeytanlarla mücadele.. her daim.. (atom-altı bazında da..)

cem yağcıoğlu /edebiyatgazetesi / kritik eşik

ABD’de 11 günde CV-19 aşılamasına bağlı 13 ölüm

ABD’de VAERS (Aşıya Bağlı İstenmeyen Etki Bildirim Sistemi) verileri her hafta Cuma günü yayımlanıyor.

19 Aralık – 30 Aralık tarihleri arasındaki onbir günlük süreçte Moderna ve Pfizer‘a ait CV aşılarına bağlı ölüm sayısı 13 olarak verilmiş. 

Ölen 13 kişiden 9’u huzurevi sakini.

İlave bir ölüm de, özel bakım evinde tutulmakta olan 63 yaşındaki şizofreni tanılı birine ait.

Huzurevindeki ölümlerin 2’si, aşılamadan sonraki 90 dakika içinde gerçekleşmiş.

Bunlar sadece bildirimi yapılmış olan ölümler. Ve bunlar sadece ilk dozdan sonra kaydedilmiş can kayıpları.

Bildirimi yapılmamış ölüm ve yan etki dökümünü hiçbir zaman bilemeyeceğiz. Bizim başımıza ters bir şey geldiğinde kimseye sesimizi duyuramayacağız. Çünkü Bill Gates, kendi finansörlüğünde piyasaya sürülen teknolojik aşılarının yan etki takip sistemlerini de yine kendisi kurup denetliyor.

Aşağıda Amerikan FDA’sı tarafından CV-19 aşılamasına özel takibe alınan yan etkileri görebilirsiniz. Listedeki sağlık sorunlarının Türkçe açıklamları için bu yazımıza uğrayınız.

coronaloji.com / kritik eşik