..küreselcilerin yeniden oyuna girdiğinin göstergelerinden biri de ‘andımız’ mevzusudur.. her ülkede ‘kaşınacak’ ne varsa, yine ve yeniden başlayacak, kutuplaşmalar artacak; ‘özgürlük’ adı altında, zaten ‘iskeleti’ kalmış olan ‘ulus devlet’ mekanizmaları top-yekun al aşağı edilecektir!.


Hiçbir şekilde bir araya gelmemesi gereken iki kelime olan ‘liberal’ ve sol‘ (aslı küreselci), yani ‘liberal sol’ ucubesi gittikçe güç kazanacak; ve ‘sığ milliyetçilik‘ belki de küreselcilerin en kolay lokması olacaktır.. bu arada yok olan gerçek ‘sol’ olacaktır; ki uzun zamandır ‘kadın hareketleri’ (kolektifleri) adı altında erimeye ve yok olmaya yüz tutmuştur..


..ve bu arada ‘salgın’ uygulaması ve apar-topar ‘dijital ekonomi’ye geçiş (büyük bir panikle ve yangından mal kaçırırcasına).. hepsinden daha önemlisi orantısız sermayenin hiçbir zamanda olmadığı ölçüde ezici bir baskı kurmuş olması.. hemen hepsi yok edilen ‘sol’un sonucudur! Bir dönem sadece ‘çevreci’ harekete indirgenen sol, son yıllarda ‘kadın hareketleri’ ve ‘cinsel özgürlük’ sarmalına hapsedilmiş; ki zaten sol düşüncenin içinde olan, savunulması gereken haklar anlamında doğrudur; ancak burada yatan ‘hin’lik.. insani anlamda hiçbir başka sorun yokmuş hissi uyandırılarak ve ‘az gelişmiş’; ancak kendilerini ‘çok gelişmiş’ zanneden kitleler aracılığı ile yaratılan kafa karışıklığı.. yani ‘yarı aydın’ dediğimiz kitlenin; önünü ve arkasını düşünmeden, daha doğrusu bilmeden, küreselcilerin her uygulamasına onay verme hali.. hayatın eve sığacağına ikna olma hali de diyebiliriz!.


..artık ‘böl-parçala-yönet’, ‘insan’ anlamında; yani, erkek ile kadını ayırma anlamında uygulamaya sokulmuştur.. benzer cümleleri bir ‘dinci’nin söylemesi bizi ilgilendirmez!. hatta onların içinden bazılarının ‘kadın hakları savunucusu’ olması, maddenin doğasına aykırı bir durum içerir ki, bu da; bağlı bulundukları ‘inanç’ felsefesi ile zaten uyuşmaz!. Hangi inanç sistemine bakarsanız bakın, Budizm dahil hiç birinde ‘kadın’ öznesini göremezsiniz!. Dinlerin baştan sona (4300 inanış şekli için) erkek egemenliği üzerine kurulu olduğu aşikar!. bir kaç cümle ile kadını yüceltiyor olmaları, onlarla bizi aynı kulvara sokmaz!. ancak ‘kadın’ı düşündüğünü söyleyen ve ‘güya’ ilerici ve modern atılımlar attığı sanılan, ‘küreselci’ düşünce!. işte insanoğlu.. ve de kızının düştüğü, ya da düşeceği ve içinden çıkamayacağı en büyük sorun budur!.

..diğerinden kaçarken, daha renkli görünen diğerinin kucağına düşmek!. ya da cennet-cehennem sendromu!.

Asırlardır kanayan yara olan ‘kadına şiddet’ mevzusundan beslenen egemen erkek toplum, ne oldu da birden insafa geldi!. birden bire tüm ‘sermaye’, buraya çok dikkat ediniz; neredeyse tüm küresel sermaye ‘kadın hareketleri‘nin arkasında ve öncü konumdadır!. sözüm-ona ‘dünya elitleri’ tüm benlikleri ile ‘kadın hareketleri‘ne destek vermekte, fonlar ayırmakta ve ‘İstanbul Sözleşmesi’ gibi metin ve anlaşmalar aracılığı ile müthiş bir ‘iyilik hareketi’ peşindeler!.

..tıpkı muhafazakar kitlelerin binlerce yıldır, ‘kadın şöyle güzel’, ‘şöyle kutsal’, ‘ana şöyle mübarek’, ‘aman ha onlar bizim annelerimiz’ gibi söylemleri.. ancak bugüne değin hiç değişmeyen eylemleri gibi!. hem kadını toplumdan tecrit edeceksin, diğer yandan da ‘aman ha kadın şöyledir, böyledir’ teraneleri ile… kesilmesine, kurban edilmesine, aşağılanmasına, hor görülmesine.. ya da kendi ‘organ’ının keyfine hareket edecek, sonra da ‘namus’ diye.. işte bu sebepten ‘inanç sistemlerine dahil olanların bu işe.. yani ‘sözleşmeye’ karşı durması bir şey ifade etmez!. etmiyor da..

..ancak asıl büyük sorun; tıpkı ‘salgın’ olayında olduğu gibi, sözleşme ve benzeri durumlarda, diğerlerinin takındığı tavırdır!. ağzı açık kuşlar gibi beklemekteler; muhafazakar kitlelerin karşı olduğu bir ‘fikir’.. ya da bir ‘eylem’ söz konusu ise, onaylamak için ağzı açık bekliyorlar!. bunun bir tuzak olabileceği konusunda en ufak bir fikirleri bile yok!. ya da bu konuda felsefi anlamda bir düşünüş, bir değerlendiriş.. bir ‘acaba’! deyiş, hiç biri yok!. dinci kitle karşı mı!. onayla gelsin, durumu!. (diğerleri derken, inanç sistemlerinden kopmuş olanlar anlamında değil elbette, çoğu arada ‘cuma’ etkinliklerine, mevlitlere, bazıları her pazar olmasa da arada kilise ziyaretlerine, ya da duvarlara yüz sürmeye giderler.. bu iç-içe geçmiş çok karışık bir düzlem içerisinde yol aldığımızın göstergesidir!. mesela benim, lafın gelişi bir ateist olarak savunduğum ‘aile’ kavramına, yeri geliyor bir kilise müdavimi karşı çıkabiliyor.. yüz yüze gelirsek daha iyi açıklarım..)

Bugün Türkiye’de akp karşısında gerçek anlamda bir ‘sol’ yoktur, ‘chp’ (ychp) sol bir parti değil, ‘küreselcidir!. üzülerek söylüyorum, ama durum budur!. akp ‘milliyetçi’ oylarla; ancak, milliyetçiliği yerlerde sürükleyerek iktidarına devam etmektedir!.

..‘sığ milliyetçilik’ derken bundan bahsetmekteyiz; ancak bugün ‘milliyetçi’ diye ortada salınanların pek çoğu temel anlamda ‘yeşil kuşak’ projesinin bir ürünü olan ‘Türk-İslam Sentez’cisidir; lakin bugün, konjonktür gereği ‘Türk’ ibaresini daha önde tutmaktadırlar.. yani bugün ‘İslam’cıların ‘Türk’ kelimesine tutunmaları, daha doğrusu yumulmaları bundandır!.

Akit gazetesinin; bugün, ‘mhp’ ve yayın organlarından daha milliyetçi manşetler attığını düşünürseniz anlarsınız!..
Andımız meselesinde de durum böyledir.. İslamcı yönü ağır basanlarla, ezelden beri Türklüğü içine sindirememiş ‘kripto’ların ortaklığı!. şimdi çoğu insan, ‘kripto’ derken kimlerden bahsettiğimizi anlamıştır ve büyük çoğunluk onları ‘sol’cu zanneder.. ancak değildirler!. (yukarıdaki sözleşme ve salgın mevzusunda da tavırları aynı yöndedir, solcu bir ‘çıkış’ gibi lanse edilse de, tüm tavır ve eylemleri ‘küreselci düşünce’ye hizmet anlamı taşımaktadır..) Daha belirgin örneklemek gerekirse, ”yetmez ama evetçiler”, ya da başında ‘sivil’ ifadesi yer alan, sözüm ona ‘aktivist’ örgütlenme.. ve vakıf ve dernekler gibi..

Yukarıdan devamla.. ..tıpkı ‘hdp’nin ‘sol’ bir parti olmadığı gibi!. solculuğun içinde barınması imkansız olan tek yapı ‘etnik’çilik iken; bizde ve dünyanın pek çok ülkesinde ‘etnik’ tabanlı siyaseti ‘sol’a mal etmeye çalıştılar.. görünen o ki, başardılar!. Bugünkü en komik manzara; ‘büyük kalabalıklar’ın ‘küreselci düşünce’yi, yeni ‘sol’ zannetme yanılgısı ve küreselci düşünce ile hareket ettiklerinde kendilerini ‘solcu’ zannetmek gibi, absürt bir durum içerisinde bulunmalarıdır.. bu davranış şekli daha ziyade kendilerini ‘toplumun önünde’ gören, yeni yetme sanatçı ve benzeri birey davranışlarıdır. Sosyal medya mecralarında sanki herkesin her konuda bir fikri varmış mecburiyeti ‘dayatılan mecburiyet’!. ve illa ki kulaktan dolma bilgilerle hemen herkesin her konuda fikir beyan etmesi gibi..

Hayatın akışı içinde kullanılan imge, kavram ve kelimeler çok önemlidir; ve kişinin hangi düşünceye yakın olduğu ile ilgili oldukça fazla bilgi verir. Son yıllarda ‘insan hakları’ kavramı (bütünsel anlamda) dikkat ederseniz ‘muhafazakar’ kitlelere terkedilirken -isim olarak kullanmadan öteye geçmeyecek şekli ile-.. daha alt bir kavram olan ‘kadın hakları’ ‘insan’ öznesinin üzerine/önüne konularak kendilerini; modern-laik ve çağdaş olarak ifade eden taraflarca öne çıkarılmakta.. işte burada muhafazakarların karşısına konulan -yani ‘sağ’ düşüncenin karşısına konan-, bilindik anlamda ‘sol düşünce’ değil.. absürt bir biçimde ‘bireysel özgürlük tabanlı’ liberal sistemin; daha anlaşılır olması bakımından ‘hiper kapitalist sistemi’n renkli figürlerini kullanan.. nedir bu figürler: ‘yaşam kalitesi’, ‘sosyal sorumluluk’, ‘çoçyal meçafe’ ve benzeri içi boş; ancak bireyleri mutlu eden kavramlar!.

Mesela dünya nüfusunun hemen hemen yarısına yakını açlık sınırının altında iken; bir medya fenomeni.. ya da şovmen çıkıp, dalga geçercesine ”evet evet dünyayı beş aile’ yönetiyor diye gerçek olan bir durumu ti’ye alabiliyor ve yine ‘büyük kalabalıklar’ kahkahalarla karışık ”evet, evet…” diye aptalca bir karşılık verebiliyor.. oysa o beş aile, artık bir komplo teorisi değil, bugün kahvedeki Hakkı abinin bile bildiği bir gerçektir!. (lütfen yorumlarda bu aile ya da ‘illuminati’ midir nedir, bahsetmeyin, herkes hepsini biliyor.. başka yerde atın havanızı..) sizin de bilmediğiniz şey ‘illuminati’ dediğiniz, daha bebek bir yapı, daha sizin.. ya da ‘benim’; bilmediğimiz, neler var!. iki video, üç yazı ile alim olmayın, derim ben.. (okuyun.. okuyun.. okuyunn..)

Son olarak yazının tarihi itibariyle medya konusu olduğundan ‘hdp’nin kapatılma davası, ‘İstanbul Sözleşmesi’ ve ‘Andımız’ ile ilgili birer cümle ekleyerek bitirelim..

HDP’nin kapatılması mevzuu, ‘küreselcilerin’ tıpkı ‘Andımız’, mevzuunda olduğu gibi; içeride, ve devrede olduğu ile ilgilidir. ‘hdp’ yine oyunu çoğaltacak; ancak, ‘AKP’, yukarıda da bahsettiğimiz üzere, ‘sığ milliyetçi’ oyları daha fazla kendisine çekecektir.. (düne değin milliyetçiliği yerin dibine sokan başkalarıymış gibi.. şimdi neden ‘sığ’ dediğimi daha iyi anlamışsınızdır!. ya da ‘hdp’ ile halay çekenleri ‘Afganlı sanan ‘sığ..’lar gibi..

Andımız mevzuu ise; ‘yeşil kuşak’ çalışmasının sonucu olan sözde milliyetçileri akp’de tutarken (onlar mümin kardeşler ya) , diğerleri uzaklaşabilir; ancak bu oran yine ‘akp’ye yarayacaktır.. aynı zamanda yine ‘hdp’ye yarayacaktır.. (28 Şubat’a ne hacet!)

İstanbul Sözleşmesi‘ne gelecek olursak; İngiltere, Ukrayna, Bulgaristan ve daha pek çok ülke kabul etmemiştir.. hatta Rusya ve Azerbaycan imzalamamıştır bile.. burada asıl olan karşı olanların genel itibariyle ‘muhafazakar’ kitleler olmalarıdır.. yani asırlardır kadınları aşağılayan -yukarıda bahsettik, ama kendimi tutamadım tekrarlıyorum-, erkeğe köle yapan, büyücü diye yakan, sofrada yer dahi vermeyen, saymayan-daha ötesi saymaya değer görmeyen.. sözüm ona ‘kadın’a dair bir iki cümle kutsallık dışında adından bile bahsetmeyen yapı!. MUHAFAZAKAR yapıların karşı çıkması doğal!.

..kadına ‘hayat kadını’ yaftasını yapıştırırken bir beis görmeyen ‘molla’ (argo kullanım anlamında) ‘beğen’ yapmamış ‘sözleşmeye’!. oysa geçmişten bugüne illa ‘hayat’ bilmem nesi denecekse; o sıfat, ‘erkek’lere daha çok yakışırdı!.

..ancak insan yapısını ve zaaflarını çok iyi bilen ‘küresel düşünce’ mimarları; yine bu ‘muhafazakar karşı çıkış’ı kullanarak, olması gerekenden fazla taraftar toplamaktadır.. işte tehlike buradadır!. dişi ve erkek rolünü şekillendirmede, tanrı.. ya da ‘doğa’ anlamında, kendilerince yetki kullananlar ‘unisex’ bir modelleme peşindedir.. bugün için öne sürülen ‘kadın’, yani ‘dişi piyon’; tıpkı dün öne sürülen ve bugün tu kaka ilan edilen ‘erkek piyon’ gibi etkisiz kılınacaktır.. ‘cinsiyetsiz insana doğru’ derken (muhtemelen 2010’dan bu yana..) hep bunu anlatmaya çalıştık!.

..daha önce defalarca söyledim, tekrar olacak ama yine bahsedelim; erkek yaşamsal evrim sürecinde sonradan ortaya çıkan ve muhtemelen bir süre sonra (ortalama 1 milyon yıl) sonra kendiliğinden yok olacak olan bir ‘seçilim’dir. Bu daha ziyade üreme şekilleri ve ihtiyacı ile ilgilidir.. tabi erkek ortadan kalktığında geride kalan yaşamsal kaynak tek başına dişi olacak anlamına gelmez, buradan sonrası da konuyu çok bağlamaz.. demek istediğim; ‘dişi’ figür zaten kalıcı olan ve güçlü olandır.. günümüzden sonrası için bu gerçek, gün geçtikçe daha çok belirgin bir hal almaya başlayacaktır.. oysa bizim karşı çıkışımız;

..bugüne değin ‘kaba erkek gücünü’ kendi lehine kullanan (bütün çağlar, avlanma, tarım, hayvancılık vs..) ‘SYSTEM’, neden birden bire ‘dişi’den yana tavır almıştır!. sorgulanması gereken budur!. ilerideki ‘üreme ilişkilerinin sekteye uğratılması, kadın ve erkeğin birlikte meydana getirdiği ‘soy-bağının koparılması.. daha açık bir deyimle, ‘piç nesiller’ yaratma projesi için mi!. işte sorgulanması ve üzerinde titizlikle durulması gereken budur!.

Burada ‘yalnız’ olduğumuzdan bu kadar emin olmayın!. bir anda ‘büyükbaş-küçükbaş’ diye ayrılabiliriz, ruhumuz bile duymaz!. bugün sizi, bizi hepimizi evlere kapatan -hem de gönlümüzü alarak-.. hem de sağlığımızı rulete çevirerek!.

..yine söylüyorum!. ‘kadın hareketleri üzerinden yapılan çok şey var, ve olacak da.. ancak en büyük kayıp!. bu bahsettiğimiz bütün her şeyle uğraşacak olan ‘SOL düşünce’nin ortadan kaldırılmasıdır!. sağcılar kızmasın; ama ‘sağ’ düşünce her şekilde idare edilebilir, yönlendirilebilir.. ipin ucuna bir havuç konmasına bakar!. sonra her yerin ‘sağı’ başka bir yere gider!.

Sol, evrenseldir!. ama bugün gördüğünüz örnekler ‘sol’ değildir!.. bilenler bilmeyenlere anlatsın..

KADINA ŞİDDETE SONUNA KADAR HAYIR!. ama buradan hareketle, erkeğin psikolojik anlamda yalnızlaştırılması, kendisini değersiz hissetmesi üzerine dönen oyunların da karşısındayız!. daha anlaşılır olması bakımından ‘frijit’ öfkenin.. ya da isterik dayatmanın ‘iftira’larına da karşı durmalıyız!.

..’kur’ yapmayı bile ‘taciz’ sınıfına sokmaya çalışan düşünce, inanın bana; ne dişiden yana.. ne de erkekten yanadır.. gerisini siz düşünün!..

cem yağcıoğlu 21-03-2021 09.45

edebiyatgazetsi / kritik eşik