EĞİTİMLİ İNSAN MI?. EĞİTİLMİŞ İNSAN MI!. 2.BÖLÜM..

..öncelikle birinci yazıyı okumanızı öneririm.

”Şimdi dönelim tekrar başa, ‘eğitimli insan mı’?.. yoksa ‘eğitilmiş insan mı’!. da kalmıştık..

..yine araya girerek, ‘kalmıştık’ a birazdan dönmek üzere ayrılma gereği hissettim; elbette bu gereğin kısa süre önce yaşadıklarımla ilgisi var.. insan her dakika yeni şeyler öğreniyor; ki şöyle, siz ne anlatırsanız anlatın.. evet, evet ”karşıdakinin anladığı kadar’ mevzusu.. ya da size anlatılıyorsa; yine, ‘sizin anladığınız kadar’ mevzusu ile ilgili. Ancak benim anlatmak istediğim tam da bu değil aslında; bazen aynı durum içerisinde ve aynı şartlara sahip kişilerin (eğitim, kimlik, inanç.. ya da diğer seçenekler -bilinen dışında-) aynı olaya verdikleri farklı ‘tepki’ ile alakalı bir durum. ya da çok farklı kültür sınıflarında yer alan kişilerin, verdikleri benzer ‘tepki’ ile ilgili..

Yazının tarihi ile tarihe not düşmek ve anlatmak istediğimizi örneklemek açısından bugün tarihli bir haber; “Her yıl bugün Osmanlı dönemindeki Ermeni soykırımında ölenleri hatırlıyoruz ve böyle bir zulmün bir daha yaşanmaması için taahhüdümüzü yeniliyoruz.”

Söyleyen kim?. abd başkanı ‘biden’!. uçağa binerken tam üç kere merdivenlerde tökezleyen adam!. ya da yeni cinsiyetsiz kelime modasına uyacak olursak ‘başkan insanı’!. (yaşı ile ilgili bir eleştiri değil bu, videoyu seyrederseniz düpedüz bir ‘dangalaklık’ olduğunu görebilirsiniz..) ya da kim söylüyor, ‘abd’!. geçmişi soykırımlarla dolu ve günümüzde yaşanan tüm ‘insanlık suçları’ndan birinci derecede sorumlu olan ülke.. abd!.

..çünkü halkların bir birine olan düşmanlığı (yaratılmış düşmanlık) daha da körüklenmeli; ‘inanç’ farklılığının başlı başına bir sorun olduğu dünyada (inanç sistemlerinin hoşgörüsü yoktur, hele bir birlerine karşı asla) bir de ‘etnik’ ayrımcılığın körüklenmesi bir ‘savaş suçudur’!. işte abd’nin her dönem yaptığı budur..

..’sevgi, barış, kardeşlik’ nidaları atarken, ‘masumiyet’in kanla yıkanması gibi bir şey.. hımm, ne diyorlardı buna, ‘siyaset’ mi!. elbette ‘siyaset’ tabi, ve bu siyasetin bir ‘küresel’, bir de ‘yerel’ boyutu olmalı, değil mi.. şimdi ikisini de seyredeceğiz.. işin bir Rusya-Ukrayna boyutu var -boşluklar henüz dolmadı-.. Afganistan boyutu var ve elbette çok yakında yine ‘Suriye’ boyutu başka bir hal alacak.. bunların hepsi küresel boyut..

Yerel boyut!. işte o daha renkli olacak; dün, bugün ve yarın abd ile ‘iş tutan’ (tutacak olan) ‘sığ milliyetçi’ kesim ile.. iş-birlikçi sol aynı küfürleri edecek.. (biraz önce yukarıda anlattığıma örnek)..

..peki ilerleyen zamanlarda değişen bir şey olacak mı!. elbette hayır.. sözde ‘İslamcı ile, sözde ‘Atatürkçü’nün eğitim aşkı, çocuklarının geleceği, yine abd olarak görülecek!. işte ‘eğitilmiş insan’ ve ‘eğitimli insan’ farkı bu gibi durumlarda alınan tavırla da çok önemlidir; artık konuya buradan girelim..

(yoksa abd ‘nin soykırım’ demesi ‘düşünen insan’ için sürpriz olmamalı.. buradan; ne Türk için.. ne de Ermeni için faydalı bir durum çıkmaz.. emperyalistlerin tuzaklarına düşen toplumlar.. ya da kucaklarına oturanlar, gün yüzü göremez!. tarihe bakıp ders çıkarmayanlar, defalarca aynı hatayı yapmaktan geri durmaz.. )

..neyse.. kişi kendini yeterince ifade edemediği zaman, kendisini değil de, karşısındakini ‘yetersiz’ bulur.. anlatamadığını değil de, karşı tarafça anlaşılamadığını düşünür.. ya karşıdakinin ‘anlayışı’, senin anlatabildiğinden daha genişse.. bu sebepten oluşan boşlukları, dolduramıyorsan.. kişi buna bakmaz, ‘ego’ tavan yapmışsa (ki bende de olur çoğu zaman) karşı taraf ne anlatırsa anlatsın, bir şey ifade etmez.. tersi zaten ‘karşı tarafın anladığı kadardır’ tamlamasına denk gelir.. (tamlama bu değil tabi, cümle öyle hoş bittiği için..)

Demek istediğim, bazen karşı taraf senden daha donanımlı olabilir, bunu da akıldan çıkarmamalı babında.. bu davranış biçimleri de yine ‘eğitimli’.. ya da ‘eğitilmiş’ ayrımları açısından önemli.. kişinin donanımı her şeyidir; kurduğu bir cümle; genelde ilk cümle, neyi ne ne kadar bildiği konusunda ipucu verir.. cümlenin yapısı, kelimelerin seçimi.. daha ilerisi, yüklem ve öznelerin yerleri gibi.. işte bu gibi durumlarda karşı tarafın yetersiz olduğunu düşünüyorsanız üzerine gitmemelisiniz, onu ezmeniz gerekmez, ayrıca gereksiz bir davranıştır. Hani bir söz vardır, ben çok sever ve kullanırım;

”En insani davranış, bir insanın utanılacak duruma düşmesini, engellemektir..”

sanırım: F. Nietzsche’..

Tabi karşı tarafın da sizin için böyle bir davranış sergileyebileceğini unutmayın.. başıma geldi biliyorum, aldığım en büyük dersti diyebilirim.. muhtemelen bu yazıyı yazmamdaki -bilinçaltı sebep- te, o diyebilirim.. bilinçaltı diyorum, muhtemelen daha büyük bir ders alma ihtimalimi de saklı tutarak.

..daha anlaşılır olması bakımından, o gün karşı taraf beni, ‘ezmedi’!. ben kendi içimde ‘ezildim’!. (tabi çok sonradan) o gün bugündür dikkat ederim; ne ezmeye, ne de ezilmemeye.. ikisi de bizim elimizde; yeter ki, neyi ne kadar bildiğimizin.. ya da, neyi ne kadar bildiğimizden de öte, neyi ne kadar anlatabildiğimizle ilgilenelim.. bir de; üstünlük kurmakla değil, denkleştirme ve paylaşma ile çoğalalım..

..yine güncel örneğimizden hareketle kendi adıma söyleyeyim, hiçbir zaman bir Ermeni nefretim olmadı, bir Türk olarak.. bir Ermeni’nin de benden nefret etmesini istemem.. burada önemli olan bu ‘nefret’ bize; bize derken toplumlara nasıl aşılandı?. elbette ‘din’ faktörü başlı başına ayırıcı bir etken, etnikçilik bir başka neden..

..bir de ‘arkaya bakmak’ çok önemli.. neden önemli?. çünkü çelmeyi arkadan yersiniz.. işte bu bakımdan ‘milliyetçilik’ kavramı çok önemli.. ya da kimlerin kendilerini ‘milliyetçi’ diye tarif ettiği. Bu sebepten genelde ‘sığ milliyetçilik’ kavramını çok kullanırım!. her türlü provokasyon, ve operasyona açık zihinlerin tarifi anlamında.. bu bakımdan, ‘ulusal sol’ her zaman tercihim olmuştur.. içinde bulunduğum bir ‘oluşum’ var mıdır?. yoktur, muhtemelen o da benim eksikliğimdir..

..yine güncel örneğimizden hareketle, ‘Boğaziçili’ bir grup öğrenci de, abd’nin ‘soykırım yalanı’na destek vermiş, tıpkı ‘hdp’ denilen faşist oluşum gibi.. (sığ milliyetçi derken) Bu ülkede böyle hesaplaşmalar ve böylesine hesaplı-kitaplı dayanışmalar olduğu sürece, benim ‘ülkemi’ ve ‘milletimi’ savunmam kadar, doğal ne olabilir!. yerel endişeleri olmayan zihinlerin, küresel endişeleri ‘büyük bir aldatmacadır’!.

..işte benim/bizim ‘komprador sol’ ve yine komprador sağ’a karşı çıkışımız bundandır!. şimdi ‘sağ’ zaten şöyledir-böyledir diyerek kimseyi kırmak niyetinde değilim; kişiler, kendilerini tarif etmekte özgür olmalı.. ancak düşünen insan şuna iyi dikkat etmeli; bugün ‘büyük kalabalıklar’a (kalabalıklar ‘sağ’ı temsil eder) ‘sol’ adı altında verilen örnekler, ya da ortaya salınan pek çok ‘kolektif’ yapı aslında yok edilen ‘sol düşünce’nin yerine konmaya çalışılan ‘küreselci’ düşüncedir!.

Küreselci düşünce, ’emperyalist düşüncenin’ yeni dünyadaki adıdır.. farkında olan, ‘eğitilmiş insan’ değil!. ‘eğitimli insan’dır!. elbette ‘eğitimli’ derken seksen yıl ‘üniversite’ okuyanlardan bahsetmiyorum.. üniversiteler mesleki eğitim kurumlarıdır, kişinin tek başına ‘eğitimli’ sayılması için yeterli değildir.. ha ölçü müdür, elbette; ancak tek başına bir kriter değildir.

devam edecek..

cem yağcıoğlu 25-04-2021

edebiyatgazetesi / kritik eşik

not: bu yazılar fazla tercih edilmiyor farkındayım.. ama yine de devam edecek, sanırım dördüncü bölümde bitecek..