..ya da içinde olup, dışında kalmak gibi; ayrışmak, ya da aynılaşmak üzerinden bir çeşit ‘füzyon paranoyası!. sağ ve sol düşüncenin komplocuları da diyebiliriz.. komploda birleşirler; zaten sorun da burada başlar, ‘mesih kompleksi’ ya da, daha doğuya geldiğinizde ‘mehdi kompleksi’ üzerinden kurgulanan ve içinde herhangi bir ‘öngörü’ barındırmayan komplolar bütünü.

..içinde hiçbir ‘bilimsel veri’ olmadan tamamen dinsel (tinsel-mitsel) anlatılar/metinler üzerinden üretilen teoriler bütünü. İşte ‘komplo teorisi’ dendiğinde ilk akla gelen bu ve benzeri yaklaşımlar olmakta ve enteresandır halkın büyük çoğunluğu bunlara inanmaktadır; oysa inanmayan diğer kesim ise, pek çok ‘ön-görü’yü de, bu kavram içerisine hapsederek bir başka ‘komplo’nun içerisinde olduğunun ayırdına varamamakta.. ancak bu kesimin diğerlerinden; daha doğrusu kendilerini ayrıştırarak ‘halk’ dedikleri yığınlardan ayrıldıkları temel nokta, kendilerinin diğerlerinden ‘daha akıllı’ ve ‘bilinçli’ olduğu ile ilgilidir!.

..yüzlerce taşın içinde parıldayan ‘pırlanta’yı görememek ve hepsini bir çuvala doldurmak gibi.. ve ahkam kesmek, ‘pırlanta bizim işimiz’ mealinde..

Kuantum fiziğinin keşfine dek, fizik ve meta-fizik’ keskin hatlarla bir birinden ayrılmışken -ki kuantum fikrinin birilerince yine ‘tanrı’ fikrine angaje edilme komplosu bir yana- atom hareketlerinin insan zihninin ve algı kapasitesinin çok ötesinde bir hareket kabiliyetine sahip olması; aslında sahip olduğumuz ‘bilim’ düzeyinin de abartıldığı kadarıyla üst bir seviyede olmadığı gerçeğiyle yüzleşmek!.

Artık ‘bilim’ de meta-fiziği reddedecek konumda değildir; ancak ‘meta-fiziğin’ ‘tanrı fikri’ne bir ispat olarak lanse edilme şekli de yine bazı şeylerin, yeni baştan ve daha ağır sonuçlar doğuracak şekilde yaşanacağına dair bir ipucudur diyebiliriz. İnsanoğlu.. ya da kızının ‘bilinmeyen’i, ‘tanrı’ ya da ‘şeytan’a fikrine atfetmesi yeni değildir; daha da ötesi, bütün bir evrene hakim olsa da, o ‘arayış’ hiç bitmeyecektir.

..artık bilim de metafiziği reddedecek konumda değildir derken, düzenli okurlar değil de, yeni okurlar açısından açmak gerekirse son yıllarda üretilen pek çok bilimsel temelli teoriler; ki ‘paralel evrenler’ teorisi önde gelen bir örnektir.. aslı itibari ile meta-fizik bir söylem ve kuramdır.. (düşünsel anlamda)

..bu sebeple geçmişten bugüne ve bugünden ‘değişim’imin başlayacağı ‘son’.. değişimimin ilk gününe ve sonrasına değin ortaya koyacağım fikirlere ‘öngörüsel teori’ ismini vereceğim.. bu yazı ‘ilk ilan’dır..

Peki nedir ‘öngörüsel teori‘?. bu aslında en başta bahsettiğim ‘füzyon paranoyası’ ile çok ilgili ve ayrışma temelli bir ihtiyaç aslında..

‘Füzyon Paranoyası Nedir?.’ Washington Post yazarı Michael Kelly, sağcı ve solcu aktivistlerin savaş karşıtlığı ile ilgili sorunlarda ve kişisel özgürlükleri ilgilendiren konularda birbirleriyle birleşmelerini tanımlamak için “füzyon paranoyası” terimini ortaya atmıştır…

..biraz daha derine indiğinizde bu birleşmeden doğan.. ya da doğmakta olan küreselciliğin izlerini görebilirsiniz.. birleşme ilk bakışta ‘pozitif’ bir anlam taşısa da, daha çok ‘libeteryenizm’le ilgilidir, daha güncel ve anlaşılır olması bakımından ‘serbest piyasa’ fikrini temsil etmektedir.. (Anarko-kapitalizm) kavram kargaşasına girmemek için buradan çıkıyoruz..

‘Öngörüsel teori’ ile ‘komplo teorisi’ arasındaki farka gelecek olursak; ki her ikisi açısından da ‘meta-fizik’ bağlayıcılık olsa da (bu elbette dinsel düşünce dışında), işleyiş ve gidişat anlamında biri, ‘dogmatik düşünce’den.. diğeri; yani ‘öngörüsel düşünce’ ise, bilimsel (kuantum sabiti ile) düşünceden hareket eder..

..daha anlaşılır olması bakımından, ‘Ay’a hiç gidilmedi fikri sabiti ile hareket eden ve savunulan benzeri fikirler; ki sosyal medya ortamında binlercesi mevcut ‘düz dünya teorisi’ dahil.. işte bunların hepsi birer komplo teorisidir!. saklanan, gizlenen pek çok ayrıntı bunların dışındadır.. ancak; yine yazının tarihi itibari ile insanların sürü şeklinde aşılanmaları.. ‘yan etki’ diye haftalık ve günlük semptomların öne çıkarılarak, nesillerin (ertesi kuşak ve sonraları) mutasyona uğratılma fikri ve gerçeğinin ötelenmesi.. işte bu ‘öngörüsel teori’dir!.

..işte burada ‘eğitimli insan’ ve ‘eğitilmiş insan’ farkı ortaya çıkmaktadır.. bir şeylere karşı çıkarken ‘doğru fikir’ ile karşı koyma.. ya da yine aynı kulvarda birleşme söz konusu iken, yanlış fikir’ ile karşı koyma!.. bugün aşı karşıtlığının bazı ‘dogmatik düşünce’ sahipleri ile, ‘eğitimli insan’ın karşı çıkışının aynı düzlemde olması (füzyon paranoyası) bir şey ifade etmez; çünkü hareket noktaları ‘aynılık’ taşımamaktadır.. çünkü bugün sağlanan ‘aynılık’, yarın daha hayati bir düzlemde ‘ayrışma’ getirecektir..

Medyanın müşterileri, ‘eğitilmiş çoğunluk’tur; bugünkü ‘küreselleşme’ fikri, her ne kadar sağ ve sol düşüncenin ‘eğitilmiş’lerini içine almış olsa da; belki hiçbir zaman ‘çoğunluk’ olmayacak olan ‘eğitimli insan’, mutlaka kendi yolunu bulacaktır. ‘yarı aydın’ (eğitilmiş kalabalıklar) dün de, bugün de ve emin olun yarın da ‘kalabalık’ olmaya devam edecek (ee artık sürü psikolojisi ve sürü bağışıklığını kabul etmişken.. yani ‘sürü’ fikrini)..

..biz ‘sürü’ye dahil olmayacağız.. (bedelini ödeye ödeye..)

cem yağcıoğlu 09-05-2021

edebiyatgazetesi / Kritik Eşik