..hangi konuda duyarlı olursanız olun; unutmamanız gereken en önemli detay, ‘yönlendiriliyor’ olabileceğinizdir!. kışkırtılmak, manipüle’ edilmek; ki daha ziyade ‘eğitimli’.. daha da doğrusu ‘eğitilmiş’ insanlara uygulanan ve genel çoğunluğu kontrol altında tutma yöntemidir.. ‘davranışları’.. ya da ‘tepkileri tek merkezden yönetmek ve insanların ‘vicdan’, ‘merhamet’ gibi hassaslıklarını, yine belirlenen hedefe yönlendirmek.. bu yakında alınması muhtemel kararlarla ilgili ‘kamuoyu’ oluşturma, ya da içeriği halk tarafından pek benimsenmese de, ‘elit’lerin -modern çağ gereği-, -olması gereken bu- gibisinden düşüncelerini dayatabilecekleri zemin hazırlığı ile ilgili olabilir. Bunun için en iyi araç ‘medya’ ve şimdilerde ‘sosyal medya’dır.

..dünyanın her yerinde orman arazilerine otel yapmak için çıkarılan yangınlar ne ise.. farklı amaçlar için yanlış bilgilerle halkın vicdanını kanatan iddialar üzerinden.. ki bu tam anlamı ile Makyavelist’ (amaca giden her yol mubahtır anlayışı) bir yaklaşımdır; sonucunda güdülen amaç ‘iyi’ olsa dahi, ‘bir modern çağ’ aldatmacasıdır!. neyse, halkın vicdanını kanatan iddialar üzerinden henüz suçu ispatlanmamış ve içinde pek çok ‘soru işareti’ barındıran bir olayla ilgili.. hele ki konu, ‘çocuk’ ve ‘istismar’ olunca.. ve aynı günlerde ‘İstanbul Sözleşmesi’ tartışmalarının yaşandığını da göz önüne alırsak.. bu yöntem dünyanın her yerinde benzer şekillerde yapılmakta.. kimileri bu yönteme, ”ee, amaç iyi” gibisinden yaklaşmakta!. elbette ‘amaç’ tartışılabilir, ya da en azından bu yöntemi kullanan bir ‘aklın’, ‘amaç’ .. ya da ‘yaratılan amaç’ konusunda benzer bir ‘algı’ yaratmadığını kim iddia edebilir!.

..tıpkı, ”cehenneme giden yol, iyi niyet taşlarıyla döşelidir” sözü ile anlatılmak istenen gibi.. ya da,

..”Eğer dikkat etmezseniz medya size, zalimi mazlum; mazlumu da zalim olarak gösterebilir.” sözü ile anlatılan gibi..

Bu tür tartışmalarda insan benliği geri dönüş yapmayı pek sevmez, ilk iddia ettiği fikrin yanlışlığını kabul etmek gibi bir ‘erdem’ içerisinde, ‘evet ben yanlış yaptım’ demeyi kendine yedirmez. Şimdilerde ‘sosyal medya’ kullanıcılarının büyük çoğunluğu; ki bu ciddi anlamda bir ‘psikolojik bir sorundur’.. ki bu kişiler genelde, ilgili konu ile ilk yaptığı tespit -ki çoğu zaman tespiti onlar değil, yönlendiren medya kanalları yapar- sonrasında, ortaya çıkan karşı delilleri dahi reddeder ve, ‘‘burada bir yanlışlık var”.. ya da ‘hayır olmaz efendim, nasıl olur!’ gibisinden yaklaşımlarla.. ya da ‘o da kimmiş’ gibisinden karşı duruşunu tüm yanlışlığına rağmen devam ettirerek,, yeter ki; yanlış ta olsa ilk tepkisi ‘doğru kabul edilsin’ ve suçlanan masum kişi ‘ipe’ gitsin, onu fazlaca alakadar etmez!. yeter ki duruşundan ‘ödün’ vermesin!.

Hasta ruhlu ve dışarıdan bakılınca ‘çok duyarlı’, ‘çok hassas’ gibi görünen pek çok kadın-erkek, ülkemizde ve diğer tüm ülkelerde ve bilhassa ‘sosyal medya’ ortamlarında cirit atmaktadır.. tıpkı profilinde kedi resmi olan birinin, yemek yediği masaya yaklaşan kediyi.. önce hafiften etrafı süzerek ve kimsenin dikkatini çekmeden, tekmelemesi gibi.. ve akşamında paylaştığı bir kedi videosuna, ”ay ne şirin şeyler, nasıl kıyarlar bunlara bilmem‘ etiketlemesini yapması gibi..

..elbette bir de ‘özgüveni’ yüksek, ‘kompleksiz’ erkek ve kadınlar var ki.. çıkıp ve hiç gocunmadan, ”evet ben bu olayda dolduruşa gelmişim, hata yaptım, özür dilerim” der.. hayatım boyunca bu insanlara hep saygı duymuşumdur, duymaya da devam edeceğim.. hatayı kabul etmek, en büyük erdem olsa gerek!. bana göre erdemli bir insanla; her yol, ‘adalet’e uğrar, mutlaka..

..ya, benim hayret ettiğim en acı olay.. ya da yaklaşım; sırf haksız çıkmamak uğruna, birinin hayatının kaymasına seyirci kalmak!. ve bu seyirci olma durumunu kanıksamak.. normalleştirebilmek!.. neymiş efendim, iddialar çok feci imiş!.

Peki soruyorum buradan, kanlı insanlık tarihi boyunca bir hiç uğruna.. ya da alçak iftiralar yüzünden linç edilen, yakılan kadın ve erkeklerin varlığından hiç mi haberiniz yok!. hiçbir günahı ve suçu olmayan bir insanın ‘ipe’ gitmesi; o çok vicdanlı ve duyarlı olduklarını ‘iddia’ edenlerin neresini kanatır acaba!.

Hangi ortam olursa olsun!. her nerede ve nasıl yaşanırsa yaşansın!. büyük bir kalabalık, ‘vicdan’ ve ‘merhamet’ adına hareket ediyorsa -elbette istisnalar hariç-.. biliniz ki, ‘adalet’ oraya bir daha uğramayacaktır!. kalabalıkların seçtiği kurbanlar, yine kalabalıkların öfkesinden korkan yöneticilerce.. katledilirler.. tarih bir aynadır!.

Adalet arayışı içinde, ‘öfke’, ‘nefret’ ve ‘kin’ olmamalı!. ortaya koyulduğu ve kanadığı söylenen ‘vicdan’ bunları kabul etmez.. edemez!. suçu henüz ispat edilmemiş, ve sadece birilerinin ‘iddia’ları üzerine kurgulanan bir oyunda ‘piyon’ olmak! sizi ‘vicdan’lı yapmaz!. olsa-olsa ‘vicdanlı cellatlar’ olursunuz, o kadar!.

..İzlememişler için ve bana göre bir baş-yapıt olan, ”ONUR SAVAŞI” (jagten) filmini izlemelerini şiddetle tavsiye ediyorum, lütfen iki saatiniz ayırın ve izleyin.. (başrolünde Mads Mikkelsen’in yer aldığı, Thomas Vinterberg tarafından yönetilen 2012 yapımı bir film)

..daha da ötesi; ‘vicdan’ öyle zırt-pırt kanayan bir şey değildir (öyle olsa zaten bir gün dahi yaşayamayız bu cehennemde).. ‘vicdan’, önce ‘adalet’i arar; ve bulduğunda olması gereken olmazsa, kanar!. yani amaç suçu.. ya da ‘iddia’yı cezalandırmak değil, suçlanan kişinin suçu sabitse, onu cezalandırmak olmalı!.

..‘aa, iddialar çok vahim şekerim, iğrenç!. yaşatmamalı bunları’!. lan geri zekalı, (özür diliyorum) hasta ruhlu bir arkadaşın, komşun, ya da iş arkadaşın benzer bir suçlamayı senin hakkında da yapabilir.. ki çağımızda yönlendirilen ve belli mekanizmaların çıkarları doğrultusunda kullanılması muhtemel, görünürde ‘gayet insancıl’ pek çok oluşum, ya da hedef için benzeri suçlamalar gittikçe çoğalacaktır. Çünkü pek çok kişi benzer bir iddia ile suçlandığında, ‘suçlu-suçsuz’ fark etmeden toplumca zaten dışlanmakta; bu sebepten pek çok kötü niyetli.. ya da hasta ruhlu insan, diğerlerinin ‘vicdan’ ve ‘merhamet’ duygularını ‘maniple’ ederek.. ki pek çok devlet kurumu, medya, şirket, dernek-vakıf gibi oluşumlar da benzeri durumların içinde olabilir..

..tabi tüm bunları söylerken, fazlaca ‘iyi niyetli’ olunması da, tıpkı ön-yargılı olunması ile benzer arazlar çıkarabilir; bu sebepten, niyetten, ya da ortaya konan iddialardan çok ‘gerçek’lerin peşinde olmak ve ayrılmamak gerektiği, asıl olandır!. Kanada’da son dönemde ortaya çıkarılan -ki herkesçe zaten bilinmekte idi- kilise okullarının yerli çocuk katliamları ve akıllara durgunluk veren sayılarla tarif edilmesi.. gibi.. ki bugünlerde gündeme gelmesi yine siyasi alt yapı ve hazırlıklarla çok ilgilidir, ayrıca yazacağım..

Bu yazı ve öncesinde sosyal medya kanalımdan ‘kırık not’ ile bahsettiğim temel mevzu, bugünlerin tarihinde öne çıkarılan ‘istismar’ olayı ile bire bir ilgili değildir.. o olaydan hareketle genel-geçer bir değerlendirmedir.

..sözün özü; suçu ispatlanmamış birinin, sırf iddialar çok ‘karanlık’ ve ‘iğrenç’ diye, apar-topar’ suçlu ilan edilmesi ve yaratılan ‘kamuoyu’ baskısı ile yine ‘apar-topar’ cezalandırılması, hangi ‘vicdanı’ rahatlatacak, benim en çok merak ettiğim budur!.

..ya da hiçbir suçu olmayan birinin günahına girmek!. birilerinin hiç mi ‘vicdan’ını kanatmayacak!.

..en büyük ‘suç’; suçsuz birinin suçlu ilan edilmesidir!. işte gerçek bir ‘vicdan’ bunu kaldıramaz!. diğerleri, fasa-fiso.. profilinde kedi resmi olan, kedi düşmanları gibi.. tüm duyu ve duyguların temelinde ‘akıl’ yatar; aklını kullanmayı bilmeyenlerin..

..’vicdan’ları da.. ‘merhametleri’ de bir günlüktür.. gerçek bir ‘vicdan’ sahibi bir hata yaparsa, bir ömrü kendine zindan eder!.

..siz siz olun, ‘ucuzluktan’ giyinin; ama, duygu ve düşüncelerinizde ‘indirim’e gitmeyiniz.. bedava yaşamayın!.

..gecelerin yargıcı olmanıza gerek yok!. insan olmak yeterli..

Pedofili (sübyancılık) ilkel toplumlardan günümüze değin kanayan bir yaradır; ki ‘evrim’ süreci bile bu hayvani istek ve bela ile başa çıkamamıştır. Bugün gelişmekte olan bölge, alan, ülke ve kırsal bölgelerde sıklıkla yaşanan benzer vakalar ile gelişmişlik derecesi en yukarıda sayılan metropol yaşamında farklılık gösterse de yaşanan vakalar bir birine çok benzer.. ekonomik düzeyi alt gelir grubunda olanlarla, üst gelir sınıfında olanların benzer tercihleri farklılık gösterse de, temel seçim yine yaşça küçük bireylerin istismarı üzerine kuruludur. Yine ‘din’lerin kendi düşünce ve yaşam tarzlarını dayatma çabaları ve coğrafi beden gelişimini, ‘akıllı tercih’ yapabilme sınıfına sokma çabaları da, başlı başına büyük bir sorundur.. inançlı kişileri ayrı tutarak, ‘dinci’ dediğimiz yapıların ısrarla ‘kadın’ı tek başına erkeğin soyunu sürdürebileceği bir anlayışla değerlendiriyor olması.. ki yanlıştır, yürüyen soyun ağırlığı ‘dişi’ye aittir.. buna karşılık, dinci düşüncenin karşısında gelişmekte olan ‘küreselci’ ve sözde ‘özgürlükçü’ anlayışın, sadece ve sadece ‘erkek düşmanlığı’ üzerinden inşa etmeye çalıştığı bir ‘kadın hakları’ yapılanması ve tüm bu aykırılıkların, sıradan insanın aklı üzerinde yarattığı ‘büyük çelişki’..

İnsanoğlu.. ya da kızının yapması gereken tek şey, ‘çocuklar’ın’ ‘sapkın’ düşünce ve sahiplerinden uzak tutulması ve ‘pedofili’ ile ilgili suçlara çok ciddi ve caydırıcı ceza uygulamalarıdır!. bunun için ‘hukuk’ sadece bir araçtır, asıl olan, ‘adalet’tir.. bu sebepten hassas olan bu konu ve bu hassasiyeti kötü amaçları için kullanabilecek insanlar için de ayrıca çok ciddi tedbirler alınmalı ve benzer cezalar verilmelidir.. daha öncesinde söylemiştim, tekrar olacak ama; ‘İFTİRA’ insanlık suçu sayılmalı, ve iftira konusu suçun cezası ne ise, ‘iftira’ için de aynısı uygulanmalıdır!..

..yoksa kötü ve hasta ruhlu insanlar, beş paralık çıkarları için önüne gelene toplumların hassas olduğu ‘istismar’ konusunu, yine ‘istismar’ ederek çeşitli suçlamalarda bulunacaktır!. kişisel nefretinin önüne geçemeyen insan, kapıldığı intikam hissi ile benzer suçlamalarda bulunabilir.. unutmayın bir gün senin.. ya da benim başıma gelebilir.. lütfen yukarıda bahsettiğim filmi, vakit ayırıp, izleyiniz..

..çocuğa, kadına.. ve hatta en önemlisi, ‘zayıf’ olana kalkan el kırılmalıdır!. söylenti ile değil, sabit delillerle, en ağır ceza uygulanmalıdır!. ‘çocuk istismarı’, verilebilecek en büyük ceza ile cezalandırılmalı; ancak bu ceza, ‘idam’ değil, müebbet olmalıdır!. çünkü ‘idam’ yanlış ellerde ayrı bir ‘istismar’a sebep olur..

..çünkü siz, biz ne dersek diyelim; hukuk işleyecek; ancak ‘adalet’in yerine geleceği hep şüpheli kalacaktır.. dünden bugüne değişmeyen.. yarına da değişmeyecektir!..

..en azından, olabildiğince ‘adalet’ peşinde olmak.. emin olun; o bile, bir şeydir..

cem yağcıoğlu 04-07-2021

edebiyatgazetesi / kritik eşik