..komploların gerçek!. gerçeklerin komplo sayıldığı bir çağda yaşıyoruz; elbette komplo derken, sosyal medya ve ortamlarda yazılan ve yayınlanan.. ya da, çekilen videolardan bahsetmiyoruz; zaten zırvalıkların çoğalması ile insanın ‘gerçek’ ile olan bağı koparılmakta, belki tekrar olacak ama;

..üst düzey bir bilgiyi, yarım yamalak ve pek çok eksikle de olsa toplumun cahil kesimleri aracılığı ile dillendirip, diğerlerini ‘gerçekler’den olabildiğince uzağa savurmak!. insan aşağıya bakmaktan hoşlanmaz; dolayısı ile dillendirilen bilgi gerçeğin ta kendisi olsa da, hatta içten-içe o da bunu bilse bile.. kahvedeki Hakkı abi ile aynı şeyi söylüyor durumuna düşmek istemez!. bu iç-güdüsel refleks hemen hemen her yerde ve toplumda karşımıza çıkar.. daha anlaşılır olması bakımından;

..eğitimli değil!. ancak yüksek ‘eğitilmiş’ kesimleri gerçeklerden uzaklaştırmak mı istiyorsunuz?. küresel sistem bağlamında örnek vermek gerekirse, gerçeği Trump’ın ağzından seslendirin, aklı başında olanları rahatlıkla gerçeklerden uzaklaştırır ve hatta karşısına konan ‘büyük yalan’a hararetle inanmalarını sağlarsınız.. (tabi aklı başında derken; eğitilmişliğin sonuçları itibariyle ortaya çıkan sonuçtan bahsediyorum) yoksa gerçekten aklı başında olanları, hiçbir şekilde yoldan çıkaramazlar..

..ya da yerel anlamda ‘aşırı dinci’ birine ‘aşı karşıtlığını’ havale ederseniz, diğerleri elele tutuşup aşı olmaya gider, diyalektiği gibi.. lay,lay,lay.. lom…

..devamla; yoksa gerçekten aklı başında olanları, hiçbir şekilde yoldan çıkaramazlar..

..sürgün ederler, sansüre tabi tutarlar, meslekten men etmekle tehdit ederler, itibar suikastları düzenlerler, daha ileri boyutta faili meçhul cinayetler.. vesaireler-vesaireler.. ama dün ve bugün ‘büyük kalabalıklar’ın -hep söylüyorum- güya çok ‘bilinçli halleri’ ile her defasında aynı tuzağa düşmesi, her defasında ‘büyük yalanlara’ gerçek muamelesi çekmesi.. hadi bunu geçtik; bir de dönüp, diğerlerine yukarıdan bakmaları yok mu!.

Bu yazı sadece ‘salgın’, ‘aşı’ ile ilgili değil; ‘büyük kalabalıklar’ın her defasında aynı tuzağa düşüp, sonrasında, ‘ya adam doğru söylüyormuş’ dangalaklığı üzerine bir ‘deneme’dir!. gerçi benim bütün ‘deneme’lerim aynı temel üzerine kuruludur, ve az önce bahsettiğim ‘adam’ kelimesi de sadece beni anlatan hastalıklı bir üsten-bakmacılık değil, dünyanın her yerinde ‘isimsiz’, aranmadan bulunmayan nice değer ve o değerleri keşfeden azınlıklarla ilgilidir..

..biz en başında (sanırım 2010 İlk-kurşun Gazetesi) ‘ben bir sıçandan daha değerli, değilim’, demişken, amacımız tek başına ‘edebiyat’ parçalamak değildi zaten!. buna bile karşı çıkanlar oldu, duyarlı okuyucularımdan bazıları hatırlayabilir!. her canlının bir değeri, daha da ötesi ‘yaşam hakkı’ vardır; aynı ‘dna’, yani kodlara sahip olmak ve ‘üstün’ olmak.. bu bana hep traji-komik gelmiştir.. muhtemelen biz, yarattığımız cehennemdeki ‘bencilliğimizi’ ‘üstün’lük olarak görüyoruz..

..inanç sistemlerinin (4300 adet şimdilik) merkeze ‘insan’ı koyması hoşumuza gidiyor; her şeyin ‘insan’ için yaratıldığı fikri.. ya da ‘evrim’in yaşadığımız zaman dilimi içerisinde, yine şimdilik kaydı ile, ‘bize torpil’ geçtiği fikri üzerinden yaşadığımız ‘ilericilik’.. dün sürüleri aşılıyorduk, bugün kendimizi.. elbette burada ‘kendimiz’ derken, çaktırmadan bir soru ‘işareti’ de koyuyorum, devamı bu mecrayı aşar bence.. sizi de, beni de; elbette şimdilik kaydı ile..

Daha önce bahsetmiştik, yaşadığımız dönem; belki de, insanlık tarihinin en büyük kırılmalarından birine sahne olmakta. Hastalıklı yapı ‘erkek egemen toplum’, yerini ‘dişi egemen topluma’ bırakmakta; ancak öncü gelişmelere bakarsak benzer hastalıklı bir yapı daha, inşa edilmekte.. geçmişte belli dönemlerde var olan ‘dişi tanrılar’ yeniden sıralarını beklemekte.. tanrıça ‘şiva’ heykelinin Cern bahçesine konulması, bazılarına ‘otantik’ ya da sanatsal bir yaklaşım gibi gelse de, ‘bilim’ dediğimiz temel yapının da ne anlamda evrileceğine dair, çaktırmadan konan bir ‘şifre’.. ya da, ‘işaret’tir..

..erkek gücü ve pratikliği temsil ederken; dişi, aklı ve gücü temsil eder.. erkek eşeysiz üreme sorunları ve evrimsel gelişimin bir sonucu olarak, duyulan ‘ihtiyaç’tan doğmuştur.. yani öncesinde yoktur ve muhtemelen sonramızda da olmayacaktır; ancak buradaki sorun, evrimsel düzlemde ortalama 1 milyon yıl içinde yok olacak olması değil -doğal seçilim-.. burada asıl sorun, ‘tanrı’ rolünü üstlenmiş; yukarıda ‘soru işareti’ koyduğumuz anlam üzerinden, ‘yapay seçilim ‘sorunudur!.

..tohum değişirse, ürün değişir!. işte cevabını bulmamız gereken asıl soru budur!. ”yediklerimiz değişirken, aynı kalmamız mümkün mü?”.. hani genel-geçer ‘ne yersen, osundur’ kuramı bağlamında.. genetiği değiştirilmiş bir ‘domates’ yiyorsan, senin genetiğinin aynı kalması mümkün değil!. elbette ‘Adem-Havva’ fikri üzerinden gidiyorsanız, saygı duyarım -sizi seviyorum-..

..neye inanırsa inansın!. ya da, neye inanmazsa inanmasın benim için hiç fark etmedi.. ‘iyi insanlar’ı hep sevdim.. çoğu okurumun da, ciddi anlamda ‘inançlı’ insanlar olduğunu biliyorum.. benim derdim onları kırmak değil; onlar da bunu biliyorlar, araya girerek söylemek istedim..

..ama defalarca söylediğim gibi, hastalıklı erkek egemen gücü’ insanlığın başına bela eden ‘din’ denilen müessesedir!. ve şimdi bir diğer hastalıklı yapı, yine ‘insan’ öznesinden ayrılarak, egemen bir dişi güç peşinde.. oysa egemen erkeği bir çırpıda harcayan (yukarıdaki soru işareti) dişiyi es geçer mi?. zaman kavramı; ya da milyonlarca yıl hüküm sürmek vesaire falan-filan fazlaca bir espri değil; zaman, kocaman bir aldatmaca olabilir.. tabi kısa yazılarla bu ve benzeri konuları açmak, açıklamak kolay değil; umarım bir gün her birinin detayına girecek çalışmalarımızı toparlar.. ve yayımlarız..

..bunların hepsi ‘ön-görüsel’ teorilerdir; kimine iyi gelir, kimi, canım sen de der!. normaldir.. ama birileri buradan esinlenebilir, üzerine bir şeyler katabilir; ki biz de öyle yapmadık mı?. hayat bir ‘devinim’, bir ‘titreşim’ diğerini tetikler..

..önemli olan ‘tetiklenmemek’!.

..tıpkı, peşinde olan firavunu yok etme gücünü kendinde bulamayan; ama, Kızıldeniz’i ikiye bölen Musa Peygamber gibi.. enteresan bir diyalektik..

..ya da, maymundan gelme fikrine; ki doğrusu ‘primat’dır.. bu fikre alışamayan birinin; aslında primat ve hatta tüm memelilerin, fare benzeri bir türden geldiğine inanmasının olağanüstü zorluğu gibi..

..ya da bütün deneylerin, neden fareler üzerinde yapıldığı diyalektiği üzerinden; ”fareler gibi olduk, onlardan bile fazla ürüyoruz’ mealinde söylenen -kendi içinde doğru-; ancak tersinden üstün insan’cılık fikrinin, modern versiyonu.. ya da her şey ‘insan’ için yaratıldı versiyonunun ‘ateist’ kılıf geçirilmiş.. ‘bakın bana, ne kadar ileri fikirliyim’ algoritması üzerinden..

..”vay be ne konuştu, ne kadar ‘bilinçli bir insan” fenomeni yaratmak; güya halkla ters düşmek; ancak benzer söylemleri tersinden seslendirmek!. biz üstünüz!. buradaki ‘gibi’ sözü; yani ‘fareler gibi, ya da fareleri geçtik laf ebeliğinin altında yatan..

..yine her şeyin ‘insan’ için yaratıldığı.. geliştirildiği.. düzenlendiği anlamına atıfta bulunmaktır; farkında mıdır!. değildir..

..uç bir örnek verdiğinizde ‘büyük kalabalıklar’ın ‘vay be’ demesi üzerine kurgulanmış; ya da, elinizde imkan olsa ne dilerdiniz mottosundan hareketle, ”sevgi, barış, kardeşlik.. ha bir de balinaların soyu tükenmesin’ mottosuna uzanmak gibi..

Bu, tıpkı alt komşusu aç olan sözde ‘inanan’ların, Afrika’daki açları doyurmak istemesi gibi sahtekarlık içeren bir davranış biçimidir!. bazıları onların sömürüldüğünü sanıyor; oysa gerçek, onlar da sömürünün diğer bir parçasını oluşturuyor..

..gözünün önündekini görmeyen birinin, uzaklara yardım etme hissiyatı taşıdığı fikrine kapılmak!. işte bu da ayrıca bir sömürüye ortak olma biçimidir!.

..en alttakiler çekilmedikçe, en üsttekiler yere düşmeyecek!.

..işte ‘büyük kalabalıklar’ın sürüler halinde aşılanma çalışmaları bu bağlamda önem taşır!. abiler, elbette şimdi ablalar da işin içinde, koca sistemi baştan sona değiştiriyorlar.. kimin ne dediği, ne yaptığı belli değil, yerel anlamda Fatih Altay’lı gibi faşist kafalar da sistemin sözcüsü olmuşken; yani açıkçası ortalık toz duman, kimseyi doğru dürüst seçemezken..

..aşı mı olacaksın!. ‘al şu kağıdı imzala’ mealinde bir büyük absürtlük sergilenirken ve güya sisteme muhalif olmakla övünen ‘sanatçı’ , ünlü, tayfası medyanın ve düzenin sözcülüğünü yaparken!. (dünyanın her yerinde).. avam bir şakşakçılık sosyal medya dahil, hemen her yeri sarmışken.. ‘insan üstün’!.

..gözüne far tutulmuş tavşan misali, 8 milyarlık bir sürü!. alfa ve betalar hallerinden memnun!.

..omegaları avlamak yasal bir zemine sokulmakta!.

..oysa bilmiyorlar ki; omegalar giderse.. sıra betalara gelecek!. alfalar yukarıdaki ‘soru işareti’dir!. tıpkı erkekler giderse, sıra dişilere gelecek diyalektiğinde olduğu gibi.. hedefte olan, kendini ‘üstün’ gören ‘insan’ öznesidir!.

Türlerin savaşında kaybetmeye doğru..

..oysa İnsan, kendisinin de sıradan bir ‘dna’ kodlaması olduğunu anladığında, belki bir şeylerin farkına varacak.. umarım çok geç olmadan…

cem yağcıoğlu 19-07-2021

edebiyatgazetesi / kritik eşik