..sözde bilgili; ancak ‘hımbıl’ bir insan nesli yetiştirildi son yüzyıl içinde.. hak arama konusunda sadece ‘yumruk havaya’ dışında yapılan bir etkinlik yok!. o da genelde ‘de luxe’ otellerin balo salonlarında, ‘çav bella’ (Bella Ciao) eşliğinde..

..’özgürlük’ temalı filmler, diziler izlenme rekorları kırıyor; yine aynı kitle, müthiş bir ‘adam sendecilik’ ruh hali içerisinde.. (bilimsel tarifi ‘bireyselcilik’, yani sen kendi poponu kurtar, gerisi önemsiz kuramı..)   

..farkında mısınız, çevrecilik, kadın hareketleri ve daha pek çok insani taleplerin sıra dışı kullanıcıları ve sözde savunucuları küresel banka ve tröst şirketler.. doğa katliamına imza atan tröst firmaların arka planına baktığınızda, reklamlarında çevrecilik vurgusu yapan, bankaları görebilirsiniz!.  

..medya; yaratılan bu ‘tezat’larla ‘insan’ öznesi üzerinde çok kolaylıkla ve yine kullanılabilir olması yönüyle müthiş operasyonlara imza atıyor; görünürde her şeyin farkında, (çok bilen).. ancak; bahsettiğimiz üzere ‘kullanılabilir olması yönü ile’, oldukça ‘rantabl’ (sistem açıcından) insan modelleri üretiyor ve çeşitli ‘taş binalar’ içerisinde ‘eğitilen’ kalabalıklara ‘statü’ ve ‘etiket’ dağıtılarak, yine sistemin devamı sağlanıyor!.

..en alt (en cahil) ile, en üst (statü ve etiket kalabalığı) çarpıştırılıyor ve ortaya çıkan ‘sonuç’ doğru kabul edilerek ‘büyük kalabalıklar’a dayatılıyor (orta kesim).. günümüzde muhafazakar ve küreselci çatışmasından nemalanan tek oluşum, yine ‘devlet’ dediğimiz mekanizmaların ta kendisidir!.

..uyuşturucu üreticisi ve satıcısı artık ‘devlet’lerdir!. ‘işgal’ denilen oldu-bittilerin arka planı, üretim, satış ve sonrası için kurgulanmış sistematik ve çok uluslu eylemlerdir.. terör örgütü diye kurulan ve desteklenen yapılar; yine, artık küreselleşen istihbarat hareketlerinin mafya-bürokrasi ikilisinin gözetiminde çalışan ‘kurye’lerdir!.

..uluslararası ‘göç hareketleri’ ilk bakışta ‘ucuz iş gücü’ ve yeni üretim merkezlerinin kurgulanması gibi gözükse de; Afganistan, Irak ve Suriye’nin seçilmiş olması ve Türkiye’ sınırlarının kevgire döndürülmüş olduğu gerçeği, aynı coğrafyanın geçmişi ile çok ilgilidir.. bir yandan aşırı muhafazakar, diğer yandan karşısına konumlandırılan aşırı materyalist düşünce kalıplarının zihin kapasitelerini çok aşan ve kısa vade, orta vade dışında insan ömrünü çok aşan uzun vadeli planları.. yine belli düşünce kalıpları ile donatılmış olan kalabalıklara anlatmak.. ya da anlamalarını beklemek, zor olsa gerek!.

 ..yine bu yazının tarihi itibariyle, ‘fon’lanan internet medyası haberleri hepinizin ilgisini çekmiştir; ki bazıları bu fonlanma hikayesini, aslında ‘özgürlük’ adı altında içselleştirerek savunmaya bile kalkmıştır!. (utanmadan ve sıkılmadan).. benzer teklifler, ‘kritik eşik’ döneminde olmasa da, devamı olduğu ‘edebiyat gazetesi’ döneminde bizlere de çeşitli aracılar vasıtası ile gelmişti..

..neden bu kadar ‘güdük’ kaldığımızın resmi ortada değil mi..

Gerçekler ve doğrular ‘fon’lanamaz.. fonlanırsa, komploları ‘gerçek’.. ‘gerçek’leri komplo olarak algılar kalabalıklar!. etrafınıza bir bakın, ‘gezegen’ bazında, göreceksiniz..

..her anlamda üzerimizde olan baskılardan dolayı söylemek gerekirse; bir kez daha yeniliyoruz, ben/biz ‘aşı karşıtı’ değiliz.. ‘bilim karşıtı olmamız düşünülemez; kendi adıma söylemem gerekirse, hayatımı ‘bilim’e borçlu olan bir canlı olarak, bu düşünülemez!. (yüzde on yaşama şansı ile beyin (anevrizma) ameliyatına girip, muhteşem bir bilim ekibi sayesinde hasarsız çıktıysam, böyle bir karşıtlık mümkün mü?. kaldı ki, düşün merkezi boyutunda ‘evrim’i savunan beynimin, bilime karşı olması, yine mümkün mü!.)

İddiaların hepsi boş ve faso-fiso.. biz bilimin tarafındayız, her zaman da öyle olacağız; yoksa ‘üstün insan’ merkezli düşünce kalıplarına karşı durarak, hayatımızı ve yaşam kalitemizi hiçe saymazdık!.

..karşı olduğumuz tek şey vardır; o da, ‘küresel sağlık çete’lerinin (onlar artık tröst) görünürde ekonomik çıkar, henüz ‘büyük kalabalıklar’ın ayırtına varamadığı.. ya da varır olduğu anlarda, düzenlenen’ düşünsel operasyonlar’la, tekrar rayına sokulduğu, uzun vadeli –insan ömrünü aşan- planlar..

..daha anlaşılır olması bakımından, ‘yan etki’ konusu.. haftalık, aylık yaşanan gerilim ve kısa süreli problemler.. önemsiz ayrıntılar..

..ya birkaç nesil sonrası için planlanan, ortaya çıkacak olan ‘yan etki’ler.. elbette bunlar ‘tam etki’ olacak.. geri döndürülemez ve bir daha hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı zamanlar..

..kod değişirse, her şey değişir!.  

Eğitilmiş; ancak eğitimsiz insan öznesinin anlamadığı.. ya da anlamlandıramadığı detay budur!. İnsan ‘dna’sı ile yüzde ellinin üzerinde benzerlik taşıyan ‘muz’.. bu bazılarına şaka geliyor, ama gerçek bu!. Yüzde elli aynıyız!.

..işte dün muza yaptıklarını ‘sana’ yapıyorlar!. Ve bunu ‘sağlık endişesi’ yaratarak yapıyorlar.. yoksa ‘doğal seçilim’in getirdiklerine, ya da getireceklerine bir itirazımız yok!. buradaki sorun, ‘yapay seçilim’!. birilerinin ‘tanrı’ rolünü üstlenmesi sorunudur!.

..hem de gerçek anlamda ‘dogma’dan uzak durması gereken ‘bilim’ adı altında.. ateist bilim demiyorum, vardır-yoktur tartışması zamansız ve sonuçsuz bir tartışmadır ..ancak ‘şüphe’den uzaklaştırılan bir ‘bilim’.. işte bizim karşı olduğumuz budur!.

..milyarların döndüğü sağlık endüstrisi ve ve arka bahçesinde ‘şiva’ heykeli olan bilimin kalesi..

..bana enteresan geliyor.. size gelmiyor mu?.

‘Şüphe’ yoksa, her şey bitmiş demektir!. ‘şüphe’ duygusundan yoksun bir canlı, hayatta kalamaz!. doğaya bakın göreceksiniz..

‘Şüphe’nin esiri olmadan; ancak ‘şüphe’ duygusundan kopmadan ilerleyebiliriz.. tarihe bakın göreceksiniz..

cem yağcıoğlu 23-07-2021

edebiyatgazetesi / kritik eşik