..doğal yollardan gelen felaketlere, sabotaj eklemlenmesi çok kolay; ülkenin, insanlığın ve gezegenin düşmanları her yerde.. her ülkede bir birinden bağımsız hareket etse de, toplamda verdikleri zarar ile, her anlamda ortak bir ‘siyaset’ güdüyorlar!.

..kendi ‘sığ’ amaçları için ülkeleri, gezegenin akciğerlerini ateşe veriyorlar.. ve iş-birlikçi ‘erk’ sahipleri de, hemen her ülkede halktan yana görünürken, yine bahsettiğimiz bu ‘insanlık düşmanları’na hizmet ediyorlar!. başka türlü kurdukları, (kurdurulan) bu adaletsiz düzeni sürdürebilmeleri imkansız!.

..sanırım bugün yayımlanacak olan yazısında Zahide Uçar’ın söylediği gibi; ”Bugün yaşadığımız orman yangınlarında istihbarat zafiyeti olduğu çok açıktır! Peki bu zafiyetin sorumlusu kim? AKP ve AKP Genel Başkanıdır.” ..ancak ben bu alıntıyı yaparken sorumluluğu Zahide Uçar üzerine ihale edip, kendimi geri çekmiyorum.. alıntıyı kendi kurduğum bir cümle gibi tekrarlıyorum!. yani sadece katılmıyorum, aynen ben de söylüyorum..

Bu resmin görünen boyutu; aklı başında ve ‘sığ’ ideolojik saplantıları olmayan insanların ortak görüşü bu olsa gerek.. topluma ve insanlığa karşı işlenen suçlar söz konusu olduğunda, ‘ideolojik’ açıdan eleştiri elbette mümkündür, tespit ve gelinen durum açısından; ancak, görünen manzara ve yaratılan durum ne olursa olsun; geneli ilgilendiriyorsa, ‘her açıdan’ ve ‘objektif’ değerlendirme yapmak.. yapabilmek; durumu yaratanların çok yönlü amaçları ve her anlamda (verilebilecek her türlü tepkiye) hesapladıkları etki ve etkiler bakımından hazır olmak çok önemli, sonuçları bakımından..

..kışkırtılmış ve temel anlamda haklı görünen ‘kalabalık tepkiler’, çoğu zaman durumu yaratan operasyonel aklın, benzer olaylara verilebilecek tepkileri de, sonuçları bakımından hesapladığı göz ardı edilmemelidir.. bu bakımdan, ince-ince ve her anlamda ve her açıdan olayların başlangıç ve sonuç ilişkisi iyi kurulmalı, kendi ve ‘doğru’ amacınıza hizmet ettiğinizi düşünürken, yine iyi hazırlanmış planın hesaplanmış sonuçlarına ‘alet olmadan’.. ama, gereken tepkiyi de vermek üzerinden yaklaşılmalı olaylara..

..yine benzer olaylar üzerinden gidecek olursak, böylesine büyük felaketlerde, sahibi belli olmayan bir ‘parmak’ ortaya çıkar, ve kalabalıklar, o parmağın işaret ettiği yere yönlenir.. ve bu çoğu zaman ‘farkındalık’ olarak süslenerek servis edilir!. bu anlamda ‘başlangıç’ ve ‘sonuç’ ilişkisini kurmak ve olay örgüsü nasıl şekillendirilmiş olursa olsun, hesaplanabilir sonuçları bakımından, sonraki ‘hamle’nin ne olacağını görmek..

..işte bu, ‘kalabalık bir yanlış’a düşmenizi engeller.. hatta çoğu zaman kalabalıklarca suçlanmanıza da yol açar; ancak tarih, ‘büyük kalabalıklar’ın düştüğü yanlışların toplamı üzerine düşülen notlarla doludur!. ani toplumsal refleksler; başlangıç anlamında, pek çok yanlış ve yönlendirilmiş bilgiyi depolar ve hızla pompalar.. bu çoğu zaman ideolojik temelli saptırmalar, inanç temelli etkisizleştirmeler ve yeni yeni hayatımıza giren (sessizce hayatımızdan çıkarılan ‘sol’a karşılık; ancak ilgisiz..) küresel düşüncenin hamaset kokan -sevgi-barış-kardeşlik ritüelleri ile olur.. (keşke öyle olsa.. ama değil işte!)..

Yazının yazıldığı tarih itibariyle, yaşamakta olduğumuz ‘büyük yangın felaketi’ bağlamında; liyakatsiz yöneticiler, ülke yönetmenin ciddiyetinden uzak ‘sığ’ ilişkiler, inanç merkezli, abartılı ve samimi olmayan düşünceler; ve bu düşünceler merkezinde topluma dayatılan arabesk bir kültür ve yine sonuçları bakımından hesaplanmamış gibi görünse de, belli ki birilerince çok ciddi hesaplanmış uluslararası ‘göç’ hareketleri (yerinden yurdundan edilmiş zavallı kalabalıkların arasına serpilmiş ajan-provokatör ve lejyonerler) üzerinden değiştirilmek istenen ‘demografik’ yapı!.

..siyaset, mafya ve bürokrat iş-birliği dünyanın her yerinde ve her tarih aralığında olan şeylerdir; ancak ülkemiz açısından ele alacak olursak, son yirmi yıl içerisinde yaşanan ve yaşatılanlar anlamında bir ‘çöküş’.. bir ‘çürüme’, bu denli belirgin ve bu denli açık ve aleni olmamıştı!.

..kendi yetersizliklerini muhalefet üzerinden temize çeken -çekmeye çalışan- başka bir oluşum!. akım!. başka bir fikir topluluğu olmamıştı!. bu ülke akp döneminden önce de kötü yönetildi, pek çok uluslararası operasyona maruz bırakıldı, soyuldu!. hırpalandı! geri bırakıldı!.

..ancak böylesine bir ‘çürüme’!. dilim varmıyor söylemeye; ancak böylesine ‘vurgun’ yememişti!.

..ümidinizi kaybetmeyin.. çok sancılı bir süreç bizi bekliyor.. ‘orman’ denen yapılar insanlığın hazineleridir; bu bağlamda yardım etmek, ya da yardım istemek en doğal insani reflekstir.. yönetimlerin kendi yetersizlikleri ortada iken, insanlığa ait yapıların korunması anlamında yapılan.. atılan sessiz çığlıklara karşı çıkması, bazı kendinden menkul saplantılı kişilerin, bu insani refleksi bile, yine kendi ‘sığ’ akıl ve fikirleri ile eleştiriyor olması.. sizi yıldırmasın!. gezegendeki tüm ormanlar, insanlığın ortak malıdır.. sınırlarını korumayan, kevgire dönüştürenlerin ‘sığ’ milliyetçi hezeyanları; ancak yine ‘sığ’ düşünce sahiplerince taktir görür!.

..’milliyetçilik’ savunma anlamında önemlidir; ancak her anlamda ‘sığ’ yapıların, milliyetçilik ve halkın ‘inanç’ sistemleri ardına saklanmaları ve sömürüyü bu bağlamda uygulamaları, yine hemen hemen her ülke için geçerlidir.. ama bu derecesi nadir görülen bir durumdur.. o da bizim nesle denk geldi!. arabesk ve gerici tutumların her anlamda ‘ilerleme’ ve ‘insani’ her talebe karşı çıkmaları; yine doğaları gereğidir.. işsiz ve fakir bırakılan kalabalıkların bu sömürüye karşı gelmesi, yine maddenin tabiatı gereği imkansızdır; çünkü yoksulluk ‘sığ’ milliyetçiliğin ve sömürülen’ inanç’ sisteminin zemini için gerekli.. ve sürekli olması gereken yapı taşlarından biridir.

..sadece ülkemiz bağlamında değil; tüm dünyada yoksulluk ve açlık ortadan kaldırılırsa ‘sömürü’ çoğu anlamda bitecektir; çünkü, beslenme ve barınma ihtiyacı sorun olmaktan çıkarsa, belki ‘sömürü’ tam anlamı ile bitmeyecektir; ancak bu denli rahat yol alamayacaktır!.

..neye inanırsanız inananın!. ya da neye inanmazsanız inanmayın!. hani ‘ne yapmalıyız’ diye soruyorsunuz ya.. naçizane fikrim, çocuklarınızı; düşünce temeliniz ne olursa olsun, ‘adalet’ duygusu ile yetiştirin.. hayvan sevgisi aşılayın, (ancak insandan nefret eden psikopat hayvan severlerden olmasınlar.. burada bir mantık hatası var!.) vatan-millet sevgisini aşılayın; ama diğerleri ile aynı gezegende yaşadığımızı da ve gezegenin hepimiz ait olduğu gerçeğini de evrensel düzlemde anlatın..

..en önemlisi; küreselleşme tuzağına düşmeden, ‘evrensel düşünce’ ve anlayışını düşürün aklına..

Bugün yangın yerine dönen yüreğimizden, ülkemizden, yeni yangınlara değil, yeşerecek yeni filizlere yer aça aça.. daha bilinçli bireyler yetiştirerek.. yaralarımızı birlikte sara-sara yarınlara uzanmak.. süreç ‘insan’ kalitesi ile ilgilidir; kendi hatalarımızı, eksikliklerimizi ve ‘sığ’ kör döğüşümüzü çocuklarımıza aşılamadan sonuca ulaşacağımız bir süreç bu..

..bugünden yarına ‘devrim’ olmaz.. bu bir süreç işidir..

Yüreği yanan, kendi yanan, hayatını kaybeden, yakınlarını kaybeden herkese baş sağlığı ve geçmiş olsun dileklerimle..

..sincaplardan, tavşanlardan, karıncalar ve diğer tüm böceklerden, ayılardan, ceylan ve geyiklerden.. ağaçlardan ve çalılardan, tüm orman sahiplerinden, kendim ve insanlık adına özürlerimle.. yarattığımız bu cehennem için.. ya da sebep olduğumuz her şey adına..

..üzgünüm..

cem yağcıoğlu 02-08-2021

edebiyatgazetesi / kritik eşik